Antalya’da 30 Nisan’dan bu yana kayıp olarak aranan Kübra Yapıcı’nın (20), borç meselesi yüzünden işlenen korkunç bir cinayete kurban gittiği kesinleşti.
Genç kızın önce ormanlık alanda silahla vurularak öldürüldüğü, ardından gömüldüğü yerden çıkarılıp yakıldığı ve parçalandığı ortaya çıktı. Olayın şüphelilerinden İlyas Umut D.’nin itirafları doğrultusunda, cinayetin vahşet boyutunu gözler önüne seren yeni kanıtlara ulaşıldı.
Burdur Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen operasyonlarda, İlyas Umut D.’nin cesedin bir kısmını Korkuteli Barajı’na attığını söylemesi üzerine bölgede geniş çaplı arama başlatıldı. Jandarma ve dalgıç ekiplerinin titiz çalışmaları sonucunda, genç kıza ait ceset parçaları baraj sularında bulundu. Olayla ilgili diğer şüpheli Ataberk S. ise İstanbul’da düzenlenen operasyonla yakalanarak gözaltına alındı.
Cinayetin perde arkası: Önce gömdüler, sonra yaktılar
Kriminal incelemeler ve sanık itirafları, cinayetin planlı ve vahşice işlendiğini gösteriyor. Şüphelilerin, genç kızı ormanlık alanda öldürdükten sonra bir süre toprağa gömdükleri, ancak iz bırakmamak amacıyla cesedi tekrar çıkarıp yaktıkları belirlendi. Cesedin tamamen yok edilemeyen kısımlarının ise parçalara ayrılarak baraja atıldığı tespit edildi. Genç kızın ceset parçaları otopsi işlemleri için Antalya Adli Tıp Kurumu’na sevk edildi.
Canavarca hisle öldürme ve Türk Ceza Kanunu’ndaki karşılığı
Hukukçular, bu tür "cesedi yakma, parçalama ve gizleme" eylemlerinin Türk Ceza Kanunu (TCK) açısından suçun niteliğini ağırlaştıran en önemli unsurlar olduğunu belirtiyor. TCK 82. Madde kapsamında düzenlenen "Canavarca Hisle veya Eziyet Çektirerek Öldürme" suçu, failin mağdura yönelik vahşice hislerle hareket etmesi durumunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını öngörüyor.
Yargıtay içtihatlarına göre, bir kişiyi öldürdükten sonra cesedini yakmak veya parçalamak, doğrudan "canavarca his" kanıtı sayılmasa da, öldürme fiilinin işleniş biçimi ve failin suç sonrası delilleri karartma şekli, mahkemelerce "toplum vicdanını derinden yaralayan eylem" olarak değerlendirilerek en üst sınırdan ceza verilmesine gerekçe oluşturabiliyor. Adalet Bakanı Akın Gürlek de konuya ilişkin yaptığı son açıklamada, faili meçhullere ve organize suçlara karşı yargının tavizsiz bir tutum sergileyeceğini vurgulamıştı.