Türkiye’nin coğrafi işaretli lezzetlerinden Erzincan tulum peyniri için geleneksel yayla mesaisi start aldı; üreticiler, zorlu kış şartlarının ardından yüksek rakımlı meralara doğru yola koyuldu.
Erzincan’da hayvancılıkla uğraşan aileler için yılın en hareketli dönemi geldi. Akyazı Mahallesi’nde toplanan üreticiler, aylardır hazırlığını yaptıkları yayla göçü için kamyonlarını doldurdu. Sadece hayvanlarını değil, yaz boyunca yaşamlarını sürdürecekleri ev eşyalarını ve temel ihtiyaçlarını da yanlarına alan üreticiler, doğanın kalbine doğru zorlu bir yolculuğa çıktı.
Doğal ortamın bereketi sofralara taşınıyor
Yüksek rakımlı yaylalarda, tamamen doğal otlarla beslenen koyunlardan elde edilecek sütler, bölgeye özgü geleneksel yöntemlerle işlenecek. Bu süreç, sadece peynir üretimini değil, aynı zamanda Erzincan’ın kültürel mirasının da korunmasını sağlıyor. Üreticiler, sonbahar aylarına kadar sürecek olan bu zorlu ama bir o kadar da bereketli dönemin, bölge ekonomisi için hayati önem taşıdığını vurguluyor.
Üreticilerin gözünden yayla sezonu
Yıllardır bu geleneği sürdüren Özcan Çakmak, kışın sona ermesiyle birlikte yayla hayatının yeniden canlandığını belirterek, "Orijinal mayayla üreteceğimiz peynirler, vatandaşlarımızın sofrasına en doğal haliyle ulaşacak. Üreticinin kazanması, ülke ekonomisinin güçlenmesi demektir" ifadelerini kullandı.
Bu yıl yağışların etkisiyle sezonun biraz gecikmeli başladığını belirten Naim Uyrun ise, "Yedi aylık köy hayatından sonra yeniden yaylaya çıkmanın heyecanını yaşıyoruz. Sağım işlemleriyle birlikte peynir mesaimiz de başlayacak" dedi.
Sivas sınırındaki yaylalara doğru yola çıkan Mustafa Beydili ve diğer üreticiler, sonbahar dönemine kadar kesintisiz üretim yapmayı hedefliyor. Hayvancılığa verilen desteğin artmasıyla birlikte, bu geleneksel üretimin daha geniş kitlelere ulaşması ve bölge kalkınmasının hızlanması bekleniyor.