Diyarbakırlı iş insanı Mehmet Bozkuş, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayisi, diplomasi ve iç güvenlik alanlarında katettiği mesafeyi değerlendirdi.
Türkiye’nin etrafındaki "ateş çemberine" rağmen dimdik ayakta kalmasının bir tesadüf olmadığını belirten Bozkuş, bu başarının arkasında 23 yıllık siyasi istikrar ve güçlü devlet aklının yattığını ifade etti. Bölgedeki insani krizler ve çatışmalar göz önüne alındığında, Türkiye’nin sergilediği duruşun stratejik öneminin daha net anlaşıldığını dile getirdi.
Savunma sanayisinde tarihi dönüşüm ve Yıldırım Han
Geçmişte savunma ihtiyaçlarında dışa bağımlı olan Türkiye'nin, bugün kendi teknolojisini ihraç eden bir konuma geldiğini söyleyen Bozkuş, SAHA EXPO 2026 Savunma Sanayi Fuarı’nda sergilenen yerli sistemlerin göğüs kabarttığını belirtti.
Özellikle fuarın en çok konuşulan projelerinden birine değinen Bozkuş, "Özellikle kıtalar arası yeni füzemiz, 6 bin kilometre menzili olan Yıldırım Han, bizi dünya savunma sanayisinde yeni bir lige çıkarmış ve gurur kaynağımız olmuştur" dedi. Bu teknolojilerin Türkiye’nin caydırıcı gücünü artırdığını ve kötü niyetli planları olan çevreler için "iki kez düşünme" zorunluluğu doğurduğunu kaydetti.
Sahadaki güç masadaki diplomasiyi şekillendiriyor
Türkiye’nin askeri başarısının diplomatik alandaki etkilerine dikkat çeken Mehmet Bozkuş, savunma sanayisi güçlü olmayan devletlerin uluslararası masalarda etkili olamayacağını vurguladı. Sahada elde edilen caydırıcılığın Türkiye'nin sözünü dinleten bir aktör haline gelmesini sağladığını belirten Bozkuş, "Türkiye artık hem sahada hem masada güçlüdür. Bu tarihi dönüşüm; vizyon, sabır ve milli duruşun bir sonucudur" değerlendirmesinde bulundu.