Türkiye 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü alanlarda coşkuyla karşılarken, günlük kazançla geçinen işçiler için değişen bir şey olmadı; onlar evlerine ekmek götürebilmek adına bayram demeden inşaatlarda ter döktü.
Edirne'de objektiflere yansıyan görüntüler, işçi sınıfının farklı yüzlerini bir kez daha gözler önüne serdi. Bir tarafta hak arayışları ve kutlamalar sürerken, diğer tarafta yevmiye usulü çalışan emekçiler, hayatın gerçekleriyle yüzleşmek zorundaydı.
Çalışmak zorunluluk, dinlenmek lüks
İnşaat sahasında ağır şartlar altında mesaisine devam eden bir işçi, durumlarını tek bir cümleyle özetledi: "Başka çaremiz yok." Sendikalı çalışanların sahip olduğu güvencelere sahip olmadıklarını vurgulayan emekçiler, sürekli üretmek ve kazanmak zorunda olduklarını ifade ediyor. Onlar için 1 Mayıs'ın anlamı, meydanlardaki sloganlardan ziyade, gün sonunda cebe girecek olan yevmiyede gizli.
Bayramın tek tarifi: İşin olması
Meydanlara gitme şanslarının olmadığını belirten bir başka işçi ise, "Bizim bayramımız iş olduğu gün" diyerek, yaşadıkları ekonomik zorluğun altını çizdi. Sendikal haklardan veya düzenli maaş sisteminden uzak olan bu kesim için en büyük bayram, evine boş dönmeyeceği bir iş gününe sahip olabilmek.
Çocukların beklentisi babaları inşaata sürüklüyor
İşçilerden Zafer, günlük kazancın önemini şu sözlerle anlattı: "Bugün çalışmazsak aç kalırız. Çocuğum benden bir şey istediğinde cebimde para olmaması, bir baba için en ağır yük. Bu yüzden bayram seyran dinlemeden çalışmak zorundayız."
Türkiye'nin dört bir yanında işçiler hakları için seslerini yükseltirken, yevmiyeli çalışanlar sessiz sedasız, sadece hayatta kalma mücadelesi vererek günü tamamladı. Onların tek isteği ise, emeğinin karşılığını alabilecekleri istikrarlı bir çalışma düzeni.