Samsun’un İlkadım ilçesi Kadıköy Mahallesi’nde mesleğini icra eden 33 yaşındaki Süleyman Önder’in hikayesi, yedi yıl önce kiraladığı tarihi bir binayla başladı. Bir yılın sonunda binayı satın alarak mülk sahibi olan Önder, mekanın ruhuna uygun bir atmosfer yaratmak için eski objelerin peşine düştü. Küçük parçalarla başlayan dekorasyon merakı, zamanla profesyonel bir tutkuya evrilerek Önder’i Türkiye’nin sayılı koleksiyonerlerinden biri haline getirdi.
Yüzyıllık Vizörler: 1800’lerden Günümüze Dev Miras
Yaklaşık altı yıldır dünyanın dört bir yanından ve Anadolu’nun farklı köşelerinden parça toplayan Önder, bugün 150’ye yakın fotoğraf makinesinin sahibi. Koleksiyonun en nadide parçaları ise 1800’lü yılların sonuna tarihlenen körüklü makineler. Mesleki bir aşkla bu işe bağlandığını belirten genç fotoğrafçı, "Bu makineler kiminin en mutlu gününe, kiminin ise hayattaki tek portresine tanıklık etti. O yaşanmışlık duygusu beni cezbediyor" sözleriyle koleksiyonunun duygusal derinliğini vurguladı.
"Gelenler Çekim Yapmayı Unutup Fotoğraf Çekiyor"
Tarihi binayı bir stüdyodan ziyade adeta bir müzeye dönüştüren Süleyman Önder, ziyaretçilerin tepkisinden oldukça memnun. Koleksiyonun oluşturulma sürecinin bit pazarları, mezatlar ve müzayedelerle dolu yorucu bir mesai olduğunu ifade eden Önder, binaya girenlerin büyüleyici atmosfer karşısında şaşkınlık yaşadığını dile getirdi. Müşterilerin çekim için gelip atmosferin büyüsüne kapılarak kendi telefonlarıyla makineleri görüntülediğini belirten Önder, bu mirası çocuklarına bırakmayı hedefliyor.
Anıların Peşinde Bir Ömür: "Gözüm Gibi Bakıyorum"
Günümüzde filmlerine ulaşmanın zorluğu nedeniyle körüklü makinelerle çekim yapamasa da, o dönemin estetiğini eski fotoğrafları toplayarak yaşatan Önder, her bir parçaya "emanet" gözüyle bakıyor. Koleksiyonu her geçen gün genişletmeye devam eden Süleyman Önder için bu tutku, sadece bir eşya biriktirme değil, bir dönemin hafızasını canlı tutma mücadelesi.