Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinde yaşayan besiciler, sarıçam ormanlarının gölgesinde dedelerinden miras kalan yaylacılık kültürünü yaşatmak için her yıl zorlu ama huzurlu bir yolculuğa çıkıyor.
Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Yukarı Çulhalı köyü sakinleri, takvimler haziran ayını gösterdiğinde modern dünyanın konforunu bir kenara bırakarak 2 bin 100 rakımlı Nalbant Yaylaları’nın yolunu tutuyor. Sarıçam ormanlarıyla çevrili bu yüksek rakımlı bölge, yaklaşık 60 hanelik bir topluluğun üç ay sürecek olan üretim ve yaşam mücadelesine ev sahipliği yapıyor.
Dedelerin İzinde Bir Yaşam
Bölge halkı için yaylacılık sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda kuşaktan kuşağa aktarılan bir yaşam biçimi. Nizam Öcal, bu geleneği sürdürmenin kendileri için bir görev olduğunu belirterek, hayvancılıktan elde ettikleri süt, peynir ve tereyağı gibi doğal ürünlerle hem kendi ihtiyaçlarını karşıladıklarını hem de bölge ekonomisine katkı sağladıklarını ifade ediyor.
Şafak Vakti Başlayan Mesai
Yaylada hayat, günün ilk ışıklarıyla birlikte oldukça yoğun bir tempoda ilerliyor. Şirinyayla bölgesinde hayvancılıkla uğraşan Kemal İbiş, günlük rutini "Biraz rahat, biraz çile" sözleriyle özetliyor. Sabah saat 05.00’te başlayan mesai; hayvanların sağılması, buzağıların bakımı ve otlatılmasıyla akşam saatlerine kadar devam ediyor. Yaklaşık 300 baş hayvanın bulunduğu bu bölgede, 15 yıl önce gelen elektrikle birlikte yaşam koşulları bir nebze iyileşse de, ulaşım ve iletişim gibi temel altyapı sorunları hala çözüm bekliyor.
Gelecek Nesillere Aktarılan Kültür
Yaylacılık kültürü, köyün en küçük üyelerine de erkenden aşılanıyor. Henüz 10 yaşında olan ve okul tatilini ailesine yardım ederek geçiren Kemal İbiş, ineklerin bakımından otlatılmasına kadar her aşamada aktif rol alıyor. Ailece yürütülen bu faaliyetler, Eylül ayına kadar devam ediyor. Yaz sonunda köylerine geri dönen besiciler, kış hazırlıklarını tamamlamış olmanın huzuruyla, bir sonraki sezon için yeniden yaylaya çıkacakları günleri bekliyor.