Bitlis’in engebeli coğrafyasında teknoloji yerini ata mirasına bırakıyor; traktörün ulaşamadığı noktalar, yüzyıllardır kullanılan yöntemlerle yeniden bereketleniyor.
Bitlis’in Hizan ilçesinde, modern tarım makinelerinin ulaşamadığı sarp ve engebeli araziler, bölge halkının kararlılığıyla yeniden hayat buluyor. Teknolojinin yetersiz kaldığı zorlu coğrafi koşullarda çiftçiler, dedelerinden miras kalan geleneksel yöntemlere başvurarak tarımsal üretimi sürdürüyor.
Geçmişin izleri tarlalarda yaşıyor
Süttaşı köyü Bejyan mezrasında yaşayan Enver Bektaş, yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte aile yadigarı toprakları işlemek için kolları sıvadı. Arazinin dik yamaçları ve engebeli yapısı nedeniyle traktör kullanmanın imkansız olduğunu belirten Bektaş, çözüm olarak atlı karasaban yöntemini tercih etti. Bu geleneksel yaklaşım, sadece bir zorunluluk değil, aynı zamanda bölgenin tarımsal kültürünü yaşatan bir miras olarak da görülüyor.
Çiftçilerin geleneksel dayanışması
Tarla sürme çalışmalarında bölgedeki atlı karasaban ustalarından Nurettin Avcil ile iş birliği yapan Bektaş, atalarından kalan toprakları boş bırakmamak için büyük çaba sarf ediyor. Modern araçların giremediği noktalarda at ve karasabanın en pratik çözüm olduğunu ifade eden çiftçiler, bu yöntemin hem arazinin yapısına uyum sağladığını hem de toprağı verimli bir şekilde ekime hazırladığını belirtiyor.
Dağlık arazilerde kadim yöntemler
Karasabanın günümüzde hala vazgeçilmez bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Bektaş, dağlık bölgelerde yaşayan çiftçiler için geleneksel yöntemlerin büyük kolaylık sağladığını dile getiriyor. Teknolojinin ulaşamadığı noktalarda, insan ve hayvan gücüne dayalı bu kadim teknikler, Hizanlı çiftçilerin toprakla olan bağını güçlendirmeye devam ediyor.