Edirneli Hattat İlkay Kanar, sanat hayatındaki çeyrek asrı aşkın tecrübesini paylaşırken, hat sanatının sadece estetik bir uğraş değil, derin bir ahlaki terbiye süreci olduğunu gözler önüne serdi.
Geleneksel sanatların yaşayan temsilcilerinden Hattat İlkay Kanar, 67 farklı yazı stilinde uzmanlaştığı 28 yıllık kariyerini Gazetebirlik’e anlattı. Sanatın teknik detaylarının ötesinde, bir hattatın yetişme sürecinin aslında kendi nefsini terbiye etme aşaması olduğunu belirten Kanar, icazetin sadece kalem tutma becerisine değil, kişinin ahlaki olgunluğuna verildiğini vurguladı.
Bir yıl süren kağıt hazırlığı
Hat sanatında kullanılan her malzemenin sabırla ilmek ilmek işlendiğini ifade eden Kanar, sıradan bir kağıdın sanat eserine dönüşme serüvenini şöyle özetledi: Asitsiz kağıtlar, doğal bitki özleri, çay ve kahve ile renklendirildikten sonra nişasta, yumurta akı ve şap karışımıyla ’aharlanıyor’. Ancak bu işlem, kağıdın yazıya hazır olması için yeterli değil. Hazırlanan yüzeyin en az bir yıl, ideal olarak ise bir buçuk yıl boyunca dinlendirilmesi gerekiyor.
Yanlış bilinen deyimin perde arkası
Toplumda "çok tecrübeliyim" anlamında kullanılan "çok mürekkep yaladım" deyiminin aslında bambaşka bir hikayesi olduğunu açıklayan Kanar, bu ifadenin bir özeleştiri olduğunu belirtti. Hattatların, eserin son aşamasında kağıda damlayan mürekkep lekesini kimyasal kullanmadan, dil ile yalayarak temizlemek zorunda kaldığını anlatan Kanar, "Bu deyim, aslında 'ben çok hata yaptım' demenin zarif bir itirafıdır" dedi.
Zemzemle yoğrulan 20 bin darbe
Mürekkep yapımının da başlı başına bir ibadet disipliniyle yapıldığını dile getiren Kanar, duman isinin arap zamkı ve zemzem suyuyla buluştuğu süreci anlattı. Havanlarda dövülen karışımın, her tokmak darbesinde bir zikir çekilerek hazırlandığını söyleyen Kanar, yaklaşık 20 bin vuruşun ardından mürekkebin yüzyıllara meydan okuyacak kıvama geldiğini ifade etti.
Ölümü hatırlatan sessiz yoldaşlar
Hattatlık geleneğinin en çarpıcı ritüellerinden birinin kalem yongaları olduğunu belirten Kanar, 28 yıldır biriktirdiği bu küçük ahşap parçalarının aslında bir vasiyet taşıdığını söyledi. Hattat vefat ettiğinde, naaşının yıkanacağı suyun bu yongalarla ısıtıldığını anlatan Kanar, "Masamda duran bu parçalar, bana her an ölümü, dürüstlüğü ve dünya telaşından uzak durmayı öğütleyen sessiz birer psikolog gibidir" diyerek sanatın manevi boyutunu özetledi.