Erzincan’ın zirvelerinde geleneksel yöntemlerle üretilen tulum peynirinin sırrı, bu yıl bayram tatilini fırsat bilip ailelerine yardıma koşan çocukların emeğinde gizli.
Erzincan’ın sarp ve yüksek rakımlı yaylalarında hayat, Şavak Aşireti için her yıl olduğu gibi yine büyük bir özveriyle akıyor. Türkiye’nin coğrafi işaretli lezzetlerinden biri olan Erzincan tulum peynirinin sofralara ulaşması için verilen mücadele, bu yaz mevsiminde bambaşka bir enerjiye sahne oluyor. Okulların tatile girmesiyle birlikte şehirdeki yaşamlarını bir kenara bırakan çocuklar, soluğu ailelerinin çadır kurduğu yaylalarda alıyor.
Küçük yaşlarına rağmen sorumluluk alıyorlar
Sabahın ilk ışıklarıyla başlayan yoğun çalışma temposu, gece geç saatlere kadar aralıksız devam ediyor. Minik eller, sadece tatil yapmakla kalmıyor; sürülerin otlatılmasından süt sağımına, peynir üretiminin en hassas aşamalarından ürünlerin toplanmasına kadar pek çok noktada ailelerine omuz veriyor. Kilometrelerce yolu koyun sürülerinin peşinde arşınlayan çocuklar, zorlu doğa şartlarına rağmen bu kadim kültürü yerinde öğreniyor.
Kültürel mirasın genç temsilcileri
Şavak Aşireti mensupları için yayla yaşamı sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bir yaşam biçimi anlamına geliyor. Geleneksel yöntemlerin korunması noktasında büyük bir titizlik gösteren üreticiler, çocukların bu sürece dahil olmasını kültürün geleceği açısından kritik bir adım olarak görüyor. Yayla hayatı, çocuklar için hem bir okul hem de üretimin bizzat içinde yer aldıkları bir hayat tecrübesine dönüşüyor.
Üreticinin tek beklentisi emeklerinin karşılığı
Yaz aylarını zirvelerde büyük bir emekle geçiren üreticiler, Erzincan tulum peynirinin sadece bir gıda maddesi olmadığını, arkasında ciddi bir alın teri ve kültürel bir miras barındırdığını vurguluyor. Aileler, bu özverili çalışmanın piyasada hak ettiği değeri görmesini ve geleneksel üretimin desteklenerek yaşatılmasını bekliyor.