Yeni Birlik Gazetesi Yaşam Plastik dünyasına karşı yarım asırlık direniş: Zuhal Narin el emeğiyle geleneği yaşatıyor

Plastik dünyasına karşı yarım asırlık direniş: Zuhal Narin el emeğiyle geleneği yaşatıyor

Yarım asırdır tezgahından ayrılmayan Narin, unutulmaya yüz tutan bu zanaatı yeni nesillere aktarmak için mücadele veriyor. Tire’nin Boynuyoğun köyünde henüz 10 yaşındayken annesinin yanında hasır dokumaya başlayan Zuhal Narin, bugün kendi atölyesinde geleneksel yöntemleri modern tasarımlarla buluşturuyor.

İzmir’in Tire ilçesinde yaşayan Zuhal Narin, çocukluk aşkı olan hasır dokumacılığını modern dünyanın plastik ürünlerine karşı tek başına savunuyor. Yarım asırdır tezgahından ayrılmayan Narin, unutulmaya yüz tutan bu zanaatı yeni nesillere aktarmak için mücadele veriyor.

Tire’nin Boynuyoğun köyünde henüz 10 yaşındayken annesinin yanında hasır dokumaya başlayan Zuhal Narin, bugün kendi atölyesinde geleneksel yöntemleri modern tasarımlarla buluşturuyor. Arkadaşları sokaklarda oyun oynarken o, kabuk hasır tezgahlarının başında ilmek ilmek üretim yapmayı öğrendi. Geçmişte her evin temel ihtiyacı olan hasırın, günümüzde yerini ucuz ve sağlıksız plastik ürünlere bırakmasından duyduğu üzüntüyü dile getiren Narin, doğal olanın değerine dikkat çekiyor.

Doğallığın sağlığa açılan kapısı

Geçmişte hasırın sadece bir eşya değil, yaşamın bir parçası olduğunu vurgulayan Narin, doğal malzemenin mikrop barındırmayan ve rutubeti engelleyen yapısının altını çiziyor. Plastik ürünlerin ucuz ve renkli olmasına rağmen sağlıksız olduğunu belirten usta, doğallıktan uzaklaşmanın beraberinde getirdiği hastalıklara karşı uyarıda bulunuyor. Narin, günümüzde seccadeden çantaya, Amerikan servisinden sandalyeye kadar geniş bir yelpazede üretim yaparak bu kadim zanaatı güncel yaşamın içine entegre etmeye çalışıyor.

Usta çırak geleneği can çekişiyor

Bir zamanlar Boynuyoğun köyündeki her evde birden fazla tezgahın çalıştığını hatırlatan Narin, bugün o eski hareketli günlerin yerinde yeller estiğini belirtiyor. Kendi çocuklarının dahi farklı alanlara yönelmesiyle mesleki devamlılığın koptuğunu ifade eden Narin, usta-çırak ilişkisinin neredeyse yok olma noktasına geldiğini üzülerek anlatıyor.

Gençlere çağrı: Hobi değil meslek olsun

Halk Eğitim Merkezi bünyesinde verdiği kurslarla sanatını gençlere sevdirmeye çalışan Zuhal Narin, öğrencilerin tezgaha oturduklarında büyük keyif aldıklarını ancak bu işi bir meslek olarak sürdürme konusunda isteksiz olduklarını belirtiyor. Mesleğiyle gurur duyduğunu söyleyen Narin, gençlere seslenerek bu zanaatı sadece bir hobi olarak değil, geleceğe taşınacak bir değer olarak görmeleri çağrısında bulunuyor. Narin’in en büyük arzusu ise, kendisinden sonra da bu dokuma tezgahlarının boş kalmaması ve geleneğin yeni nesillerle yaşamaya devam etmesi.