Yeni Birlik Gazetesi Yaşam Ramazan dönemindeki saldırıların arkasında ne var, psikolojik harp iddiası ne, Almog Cohen’in sözleri ne anlama geliyor?

Ramazan dönemindeki saldırıların arkasında ne var, psikolojik harp iddiası ne, Almog Cohen’in sözleri ne anlama geliyor?

İsrail yönetiminin Ramazan ayında şiddeti tırmandırması psikolojik harp taktiği mi? Almog Cohen’in itirafları ve Ramazan dönemindeki saldırıların amacı ne? İşte tartışmaların perde arkası.

İsrail yönetiminin Ramazan ayında şiddeti tırmandırması son yıllarda yeniden tartışma konusu oldu. Gazze’ye yönelik operasyonlar, Mescid-i Aksa çevresindeki müdahaleler ve Batı Şeria’daki gerilim artışı her Ramazan döneminde uluslararası kamuoyunun gündemine geliyor. Bu süreçte İsrailli milletvekili Almog Cohen’in kamuoyuna yansıyan sözleri ise tartışmaları daha da alevlendirdi. Uzmanlar, Ramazan dönemindeki saldırıların psikolojik harp taktiği kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini masaya yatırıyor.

İsrail yönetiminin Ramazan ayında şiddeti tırmandırması neden gündemde?

Son yirmi yıla ilişkin saha raporları ve uluslararası gözlemci verileri incelendiğinde, Ramazan aylarında bölgede tansiyonun yükseldiği görülüyor. İsrail güvenlik güçlerinin Gazze’ye yönelik hava saldırıları, Batı Şeria’da operasyonların artırılması ve Mescid-i Aksa’da yaşanan müdahaleler bu dönemde sıkça gündeme geliyor.

Ramazan ayında şiddeti tırmandırma iddiaları yalnızca sahadaki askeri hareketlilikle sınırlı kalmıyor. Filistinli tutuklulara yönelik uygulamaların da özellikle bu dönemde yoğunlaştığına dair insan hakları örgütlerinin raporları bulunuyor.

Bu tablo, İsrail yönetiminin Ramazan ayında izlediği güvenlik politikalarının tesadüfi olup olmadığı sorusunu beraberinde getiriyor.

Almog Cohen’in itirafları neyi işaret ediyor?

Tartışmaların merkezinde yer alan isimlerden biri de İsrailli milletvekili Almog Cohen oldu. Kamuoyuna yansıyan ve büyük tepki çeken açıklamalarında Cohen’in, Ramazan dönemine ilişkin sözleri dikkat çekti.

Almog Cohen’in ifadeleri, İsrail yönetiminin Ramazan ayında şiddeti tırmandırması konusundaki eleştirileri daha görünür hale getirdi. Söz konusu açıklamalar, saldırıların arkasında yalnızca askeri değil, psikolojik ve sembolik bir boyut da olabileceği iddialarını güçlendirdi.

Tel Aviv yönetiminin resmi sosyal medya hesaplarından Ramazan mesajları paylaşırken, sahada Mescid-i Aksa çevresinde yaşanan müdahalelerin sürmesi ise kamuoyunda çelişki tartışmalarına yol açtı.

Ramazan dönemindeki saldırıların amacı ne olabilir?

Uzmanlara göre Ramazan dönemindeki saldırıların amacı yalnızca askeri üstünlük sağlamakla sınırlı olmayabilir. Bazı güvenlik analistleri, zamanlamanın bilinçli bir psikolojik harp taktiği olarak kurgulanmış olabileceğini öne sürüyor.

Bu görüşe göre hedef, kutsal bir ayda toplumsal baskıyı artırarak karşı taraf üzerinde moral ve motivasyon kaybı oluşturmak. İnanç ve ibadet yoğunluğunun arttığı bir dönemde yaşanan gerilim, toplum üzerinde daha derin bir etki yaratabiliyor.

Psikolojik harp stratejilerinde zamanlama unsuru kritik bir rol oynuyor. Ramazan ayı gibi sembolik değeri yüksek dönemlerde yaşanan askeri operasyonlar, yalnızca sahadaki dengeyi değil, algıyı da şekillendirmeyi amaçlayabiliyor.

Psikolojik harp taktiği iddiası nasıl değerlendiriliyor?

İsrail yönetiminin Ramazan ayında şiddeti tırmandırması psikolojik harp taktiği mi sorusu, akademik ve stratejik çevrelerde farklı şekillerde ele alınıyor. Bir kesim, bunun güvenlik gerekçeleriyle alınan operasyonel kararlar olduğunu savunurken, diğer kesim zamanlamanın tesadüf olmadığını düşünüyor.

Psikolojik harp kavramı, karşı tarafın moralini bozmayı, toplumsal direnci kırmayı ve algıyı yönetmeyi amaçlayan yöntemleri kapsıyor. Ramazan döneminde artan operasyonların, bu çerçevede değerlendirilebileceği belirtiliyor.

Ancak sahadaki sonuçların her zaman beklendiği gibi olmadığı da ifade ediliyor. Bazı analizlere göre yoğun baskı ve şiddet, korku oluşturmak yerine karşı tarafın direniş azmini artırabiliyor.

ABD ve İran boyutu tartışmaları nasıl etkiliyor?

Bu yıl yaşanan gelişmelerde ABD ve İran faktörü de dikkat çekiyor. İsrail’in ABD ile birlikte İran’ı hedef tahtasına oturtması, bölgesel gerilimin kapsamını genişletmiş durumda.

Ramazan dönemindeki askeri hamlelerin yalnızca Filistin sahasıyla sınırlı kalmaması, süreci daha karmaşık bir hale getiriyor. Uzmanlar, bu genişleyen denklemin bölgesel güvenlik mimarisini doğrudan etkilediğini belirtiyor.

Ramazan dönemindeki saldırıların amacı ne sorusu, artık yalnızca yerel değil, küresel bir güvenlik perspektifiyle ele alınıyor.