Dijitalleşen dünyada çocukların teknolojiyle kurduğu bağ, kontrolsüz kaldığında ciddi psikolojik riskleri beraberinde getiriyor. Adli Bilişim Uzmanı Emre Akman, özellikle şiddet içerikli oyunların çocukların bilinçaltında yarattığı tahribata dikkat çekerek aileleri acil önlem almaya çağırdı.
Günümüzde tablet ve akıllı telefonların çocukların elinden düşmediği bir dönem yaşanıyor. Ancak internetin sınırsız dünyası, henüz gelişim çağındaki çocuklar için büyük tehlikeler barındırıyor. Adli Bilişim Uzmanı Emre Akman, çocukların yaşlarına uygun olmayan içeriklere maruz kalmasının, ileride telafisi imkansız sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
Oyunlardaki şiddet meşrulaşıyor
Akman, çocukların oyunlardaki kurgusal dünyayı gerçeklikle karıştırma eğiliminde olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: Henüz muhakeme yeteneği gelişmemiş olan çocuklar, ekranda gördükleri şiddet dolu sahneleri birer rol model olarak benimsiyor. Vurma, kırma veya yasa dışı eylemler, çocukların zihninde zamanla meşru birer davranış biçimine dönüşüyor. Bu durum, çocukların gerçek hayatta da benzer tepkiler vermesine ve toplumda infial yaratacak olaylara karışmalarına neden olabiliyor.
Geleceği korumak için denetim şart
Ailelerin evdeki dijital denetimi bir zorunluluk olarak görmesi gerektiğini ifade eden Akman, teknolojik cihazların sınırsız kullanımının uzun vadeli zararlarına dikkat çekti. Uzman isim, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu:
Çocuklarımızı internetin uçsuz bucaksız tehlikelerinden korumak için filtreleme yöntemlerini mutlaka kullanmalıyız. Sosyal medya kullanımına getirilen yaş kısıtlamaları ve kimlik doğrulaması gibi yasal düzenlemeleri sonuna kadar destekliyoruz. Ancak asıl sorumluluk evde başlıyor. Ebeveynler, çocuklarının dijital ayak izlerini takip etmeli ve onların hangi içeriklerle vakit geçirdiğini mutlaka gözetim altında tutmalıdır.
Uzmanlar, çocukların bilinçaltına yerleşen şiddet içerikli kodların 5-10 yıl sonra çok daha ciddi sorunlar olarak karşılarına çıkabileceği konusunda uyarıyor. Bu nedenle dijital dünyayı bir oyun alanı değil, denetlenmesi gereken bir eğitim ve gelişim alanı olarak görmek, çocukların geleceğini korumak adına hayati önem taşıyor.