Manisa'da katıldığı bir sergide çini sanatına gönül veren Özlem Karabüber, kursiyer olarak başladığı yolculuğunu usta öğretici olarak taçlandırdı. Eşini kaybettikten sonra çiniyi bir yaşam biçimi haline getiren Karabüber, bugün kendi atölyesinde yeni nesil sanatçılar yetiştiriyor.
Bir zamanlar boş vaktini değerlendirmek için halk eğitim merkezlerinin kapısını çalan 39 yaşındaki Özlem Karabüber, bugün çini sanatının inceliklerini öğreten başarılı bir eğitmen. 2006 yılında tesadüfen tanıştığı çini sanatının büyüsüne kapılan Karabüber, azmi sayesinde hobisini profesyonel bir kariyere dönüştürmeyi başardı.
Sanatla Gelen İkinci Bahar
Yaşamının en zor dönemlerinden birinde, eşini kaybetmenin acısını sanatla hafifleten Karabüber, çiniyi sadece bir uğraş değil, hayata tutunma biçimi olarak tanımlıyor. Çocuklarının desteği ve çini sanatına olan tutkusu sayesinde ayakta kaldığını belirten Karabüber, üretmenin ve bir şeyler ortaya çıkarmanın kendisine büyük bir güç verdiğini ifade ediyor.
Geleneksel Motiflerin İzinde
Modern çalışmaların aksine Osmanlı dönemine ait geleneksel ve klasik motiflere sadık kalmayı tercih eden Karabüber, bu yaklaşımını kursiyerlerine de aktarıyor. Şahinbey Millet Camii ve Külliyesi bünyesinde açılan kursta eğitmenlik yapan Karabüber, geçmişte hocasının kendisine söylediği "Sen de kendi atölyeni kurabilirsin" sözünün bugün kendisi için gerçeğe dönüştüğünü vurguluyor.
Girişimci Kadınlara Yol Gösteriyor
Kendi atölyesini kurarak ekonomik özgürlüğünü kazanan ve birçok kadına örnek olan Özlem Karabüber, kursiyerlerine de aynı özgüveni aşılamaya çalışıyor. "Kursiyerken hayal gibi gelen her şey, bugün öğrencilerim için gerçeğe dönüşüyor" diyen başarılı eğitmen, çini sanatının insanı kendine çeken büyüsünü gelecek nesillere aktarmaya kararlı olduğunu belirtiyor.