İslâm düşüncesinin 20. yüzyıldaki en tartışmalı isimlerinden biri olan Seyyid Kutub, 29 Ağustos 1966’da idam edilerek hayatını kaybetti. Mısır’da yükselen sosyalizm ve komünizm tartışmalarının gölgesinde şekillenen yaşamı, hem eserleri hem de siyasi duruşuyla geniş yankı uyandırdı. Cemal Abdunnâsır yönetimiyle yaşadığı gerilim, özellikle Müslüman Kardeşler bağlantısı ve “Yoldaki İşaretler” kitabı nedeniyle ağır sonuçlar doğurdu. Peki, Seyyid Kutub kimdir ve hangi süreç sonunda idam edildi?
Seyyid Kutub kimdir? İslâm düşüncesine yön veren hayat hikâyesi
1906 yılında Mısır’da dünyaya gelen Seyyid Kutub, küçük yaşta Kur’an-ı Kerim’i ezberledi. Eğitim hayatını Kahire’de sürdüren Kutub, El-Ezher’de ortaöğrenimini tamamladıktan sonra Kahire Üniversitesi’nden 1933 yılında mezun oldu. Akademik kariyerine aynı üniversitede devam etti.
Edebiyatla başlayan fikir yolculuğu zamanla İslâm düşüncesine yöneldi. “Kur’ân’ın Gölgesinde” adlı eseri, onun tefsir alanındaki en önemli çalışmalarından biri olarak kabul edildi. Toplumun ahlaki ve manevi olarak yeniden inşa edilmesi gerektiğini savunan Kutub, İslâm’ın sosyal adalet anlayışını merkeze aldı.
Cemal Abdunnâsır dönemi ve Müslüman Kardeşler ile yaşanan gerilim
1950’li yıllar Mısır’da siyasi çalkantıların yoğunlaştığı bir dönemdi. Sosyalist politikalarıyla öne çıkan Cemal Abdunnâsır yönetimi, özellikle Müslüman Kardeşler hareketiyle karşı karşıya geldi. Seyyid Kutub da bu hareketin manevi önderlerinden biri olarak görülüyordu.
1954 yılında Abdunnâsır’a yönelik suikast girişimi sonrası Müslüman Kardeşler üyelerine yönelik geniş çaplı operasyonlar başlatıldı. Kutub da gözaltına alınarak cezaevine gönderildi. Bu süreç, onun hayatında yeni bir kırılma noktası oldu.
Cezaevi yıllarında ağır işkencelere maruz kaldığı belirtilen Kutub’un sağlık durumu ciddi şekilde bozuldu. Ancak fikirlerinden geri adım atmadı. Abdunnâsır yönetimiyle arasındaki mesafe giderek daha da açıldı.
Yoldaki İşaretler kitabı neden tartışma yarattı?
1964 yılında sağlık gerekçesiyle kısa süreliğine serbest bırakılan Seyyid Kutub, bir yıl sonra “Yoldaki İşaretler” kitabı nedeniyle yeniden tutuklandı. Bu eser, İslâmî bir toplum düzeni çağrısı olarak yorumlandı ve yönetim tarafından rejime karşı ideolojik bir meydan okuma şeklinde değerlendirildi.
Kutub’un daha önce kaleme aldığı “İslâm’da Sosyal Adalet”, “İslâm-Kapitalizm Çatışması” ve “Dünya Barışı ve İslâm” adlı eserleri de dönemin ideolojik tartışmalarında önemli yer tutmuştu. Özellikle komünizm ve kapitalizm karşısında İslâm’ın kendi içinde adalet ve eşitlik ilkelerini barındırdığını savunması dikkat çekti.
Mısır’da komünizm tehlikesinin konuşulduğu bir atmosferde, Kutub’un fikirleri geniş bir etki alanı oluşturdu. Yönetim ise bu etkiyi siyasi bir tehdit olarak gördü.
Seyyid Kutub neden idam edildi? 1966’daki kararın arka planı
1965 yılında yeniden tutuklanan Seyyid Kutub hakkında açılan dava kısa sürede sonuçlandı. 1966 yılında idam kararı verildi. Karar, Pakistan, İngiltere, Lübnan, Ürdün, Sudan ve Irak gibi birçok ülkede tepkiyle karşılandı. Ancak Cemal Abdunnâsır yönetimi geri adım atmadı.
29 Ağustos 1966 tarihinde idam edilen Kutub’un son ana kadar fikirlerinden vazgeçmediği ifade edildi. Abdunnâsır’dan özür dilemesi halinde serbest bırakılabileceği yönündeki iddialara rağmen bu teklifi kabul etmediği aktarıldı.
Mahkeme salonundaki sözleri ise uzun yıllar hafızalarda yer etti. İnancı doğrultusunda hareket ettiğini vurgulayan Kutub, kararın ilahi hüküm olup olmadığına dair ifadeler kullandı ve geri adım atmayacağını dile getirdi.
Seyyid Kutub’un eserleri ve düşünsel mirası
Seyyid Kutub’un fikir dünyası yalnızca Mısır’la sınırlı kalmadı. Müslüman Kardeşler hareketi üzerindeki etkisi, Ortadoğu’daki birçok İslâmî oluşumu da etkiledi. “Kur’ân’ın Gölgesinde” tefsiri ve “Yoldaki İşaretler” kitabı, günümüzde de tartışılmaya devam ediyor.
Onun yaklaşımı, İslâm’ın sosyal düzen kurucu yönünü öne çıkarırken Batı merkezli ideolojilere karşı eleştirel bir duruş sergiledi. Özellikle İsrail’in kuruluş sürecinde Batı dünyasına yönelik sert eleştirileri, dönemin siyasi atmosferinde geniş yankı uyandırdı.
Kimi çevreler tarafından sert biçimde eleştirilen, kimi kesimlerce ise İslâm düşüncesinin önemli isimlerinden biri olarak görülen Seyyid Kutub, aradan geçen onlarca yıla rağmen gündemde kalmayı sürdürüyor.
29 Ağustos 1966: Bir dönemin sembol tarihi
29 Ağustos 1966 tarihi, yalnızca bir idam kararı değil, aynı zamanda Mısır’daki ideolojik mücadelenin simgesi olarak anılıyor. Cemal Abdunnâsır yönetimi ile Müslüman Kardeşler arasındaki gerilim, bu tarihle birlikte daha da derinleşti.
Seyyid Kutub’un hayatı, İslâm düşüncesi, sosyal adalet vurgusu ve siyasi otoriteyle yaşadığı çatışmalar üzerinden şekillendi. Ölümü, onu destekleyenler için bir direniş sembolü haline gelirken; eleştirenler için radikal bir ideolojinin temsilcisi olarak değerlendirildi.
Bugün hâlâ “Seyyid Kutub kimdir, neden idam edildi?” sorusu, Ortadoğu siyasi tarihi ve İslâmî hareketler bağlamında önemini koruyor. Onun yaşamı ve idam süreci, 20. yüzyıl Mısır tarihinin en çarpıcı başlıkları arasında yer alıyor.