Kastamonu Tosya’da Ilgaz Dağı’nın kar sularıyla beslenen topraklarda, düşük şeker oranıyla bilinen coğrafi işaretli sarıkılçık çeltiği için zorlu üretim süreci start aldı. Geçen yıl yaşanan kuraklığın ardından bu sezon su bolluğuyla umutlanan çiftçiler, ata tohumunu geleneksel yöntemlerle toprakla buluşturuyor.
Türkiye’nin çeltik üretiminde köklü bir geçmişe sahip olan Kastamonu’nun Tosya ilçesinde, üreticiler için yılın en yoğun dönemi başladı. Ilgaz Dağı’ndan süzülen kar sularının hayat verdiği Devrez Çayı havzasındaki yaklaşık 8 bin dekarlık alanda, bölgeye özgü sarıkılçık çeltiğinin ekimi hummalı bir çalışmayla sürdürülüyor.
Geçtiğimiz sezon kuraklık ve sulama krizleri nedeniyle verim kaybı yaşayan üreticiler, bu yıl yağışların yüz güldürmesiyle yüksek rekolte beklentisi içinde. Bölge genelinde 264 üretici, zorlu şartlara rağmen geleneksel yöntemlerden ödün vermeden üretimi gerçekleştiriyor.
Geleneksel yöntemlerle gelen lezzet
Modern tarım teknolojilerinin aksine, sarıkılçık üretiminde traktör veya dron gibi ekipmanlar yerine tamamen el emeği ve geleneksel yöntemler kullanılıyor. Çiftçiler, dizlerine kadar ulaşan çamurun içinde gerçekleştirdikleri "keşan" işlemiyle tarlaları ekime hazır hale getiriyor. Akbük köyü muhtarı Hayrettin Gül, bu sürecin büyük bir alın teri gerektirdiğini belirterek, "Pirinç fiyatlarını eleştirenler, tarladaki bu çileyi bir kez görmeli. Biz bu lezzeti makineyle değil, doğrudan çiftçinin eliyle toprağa işliyoruz" ifadelerini kullandı.
Şeker dostu "tencere patlatan" pirinç
Sarıkılçık pirinci, sadece lezzetiyle değil, sağlık üzerindeki olumlu etkileriyle de öne çıkıyor. Yüzde 17 gibi oldukça düşük bir şeker oranına sahip olan bu özel tür, şeker hastalarının da güvenle tüketebileceği bir besin kaynağı olarak görülüyor. Karabey köyünden üretici Akif Bilgili, sarıkılçığın doyuruculuğuna vurgu yaparak, "Yöremizde bu pirince 'tencere patlatan' deriz; diğer türlere göre iki kat daha fazla doyurucudur ve kan şekerini dengede tutar" dedi.
Zorlu süreç hasada kadar sürüyor
Çeltik ekimi, tohumun ıslatılmasından tarlanın gübrelenmesine kadar uzanan meşakkatli bir süreci kapsıyor. Ekimin ardından yaklaşık 30 gün sonra yabani ot mücadelesi yapılıyor ve ürün, hasat zamanına kadar suyun içinde bekletiliyor. Çifter köyünde eşiyle birlikte tarlada çalışan Mürüvet Aşık ise zorluklara rağmen bu ata tohumunu her yıl büyük bir özveriyle ektiklerini dile getiriyor. Kastamonu Tarım ve Orman Müdürlüğü verilerine göre, Tosya ve Hanönü ilçelerinde toplam 7 bin 820 dekar alanda devam eden bu geleneksel üretim, bölgenin tarımsal kimliğini korumaya devam ediyor.