Yeni Birlik Gazetesi Yaşam Teyzesinin tavsiyesiyle geldi, Kapadokya'nın büyüsüne kapılıp 37 yılını burada geçirdi: Masalsı bir yaşamın mimarı oldu

Teyzesinin tavsiyesiyle geldi, Kapadokya'nın büyüsüne kapılıp 37 yılını burada geçirdi: Masalsı bir yaşamın mimarı oldu

Almanya'da dünyaya gelen ve sanatla iç içe bir yaşam süren Almut Wegner'in yolu, 1985 yılında teyzesinin "Dünyanın en güzel yeri" dediği Kapadokya ile kesişti. Kısa bir tatil için geldiği bu coğrafyadan ayrılmakta zorlanan sanatçı, iki yıl sonra tekrar bölgeyi ziyaret etti.

Alman sanatçı Almut Wegner, bir haftalık turist olarak adım attığı Kapadokya'da bulduğu huzuru, 37 yıldır tarihi bir konağın duvarları arasında yaşatıyor.

Almanya'da dünyaya gelen ve sanatla iç içe bir yaşam süren Almut Wegner'in yolu, 1985 yılında teyzesinin "Dünyanın en güzel yeri" dediği Kapadokya ile kesişti. Kısa bir tatil için geldiği bu coğrafyadan ayrılmakta zorlanan sanatçı, iki yıl sonra tekrar bölgeyi ziyaret etti. Kapadokya'nın dokusuna ve insanına duyduğu hayranlık, 1990 yılında radikal bir karar alarak buraya yerleşmesini sağladı.

Sadece bir mekan değil, bir his dünyası

Kapadokya'yı sadece gezilecek bir turistik rota olarak görmediğini belirten Wegner, bölgenin ruhunu derinlemesine hissettiğini ifade ediyor. Toprağın renginden tarihin yankılarına kadar her detayın bir anlam taşıdığını söyleyen sanatçı, buradaki yaşamı "doğayla kurulan en saf bağ" olarak tanımlıyor.

Tarihi konakta sanat dolu günler

Uçhisar'da yaklaşık iki asırlık bir konakta ikamet eden Wegner, zamanının önemli bir kısmını kendi kurduğu küçük müzede sanatsal üretimler yaparak geçiriyor. Viyolonsel çalan, resim yapan ve Türk kültürüne olan merakıyla Türkçe şarkılar söyleyen sanatçı, sade bir yaşamın günümüz dünyasındaki en büyük lüks olduğunu vurguluyor.

Geçmişle geleceği birleştiren bir yaşam

Kapadokya'ya yerleştiği ilk yılları "masalsı bir serüven" olarak nitelendiren Wegner, bölge insanının misafirperverliğinin kendisini derinden etkilediğini dile getiriyor. Çocuklarını da bu topraklarda büyüten sanatçı, Türkçeyi okulda değil, halkın arasında yaşayarak öğrendiğini belirtiyor.

Konak duvarlarının ruhunu koruyor

Satın aldığı tarihi konağı bir pansiyona dönüştürerek geçmişin izlerini yaşatan Wegner, mekanın hafızasına büyük önem veriyor. Eski yapıların ruhuna dokunduğunu hisseden sanatçı, "Bazen duvarların sesini dinliyorum" diyerek, bu tarihi mirası gelecek kuşaklara aktarmanın sorumluluğunu taşıdığını ifade ediyor. Hem klasik müzik konserlerinde viyolonseliyle yer alan hem de sokaklarda geleneksel müzik aletleriyle dolaşan Wegner, Kapadokya'nın sunduğu her yeni günü bir ilham kaynağı olarak görüyor.