Yeni Birlik Gazetesi Yaşam Üç kuşaktır aynı körüğü körüklüyorlar: Kalaycılık mesleğinin son temsilcileri ateşi söndürmemekte kararlı

Üç kuşaktır aynı körüğü körüklüyorlar: Kalaycılık mesleğinin son temsilcileri ateşi söndürmemekte kararlı

Teknolojinin hızla değişen dünyasında, mutfak raflarını artık teflon, çelik ve plastik ürünler süslüyor. Bu değişim rüzgarı, bir zamanlar mahalle kültürünün en canlı parçası olan kalaycılık mesleğini de yavaş yavaş tarihin tozlu sayfalarına itiyor.

Modern mutfakların seri üretim ürünlerine teslim olduğu günümüzde, Bartık ailesi dededen toruna aktardıkları kadim zanaatlarını yaşatmak için direniyor.

Teknolojinin hızla değişen dünyasında, mutfak raflarını artık teflon, çelik ve plastik ürünler süslüyor. Bu değişim rüzgarı, bir zamanlar mahalle kültürünün en canlı parçası olan kalaycılık mesleğini de yavaş yavaş tarihin tozlu sayfalarına itiyor. Ancak Yaşar Bartık ve ailesi, üç kuşaktır aynı dükkanda çekiç sallayarak bu kadim geleneğin son ışığını canlı tutmaya çalışıyor.

Mesleğe henüz 11 yaşındayken babasının yanında başlayan Yaşar Bartık, yıllardır dükkanındaki ateşi bir an olsun söndürmedi. Günümüzde artık sadece restoranlardan gelen özel talepler ve evlerde sandıklarda saklanan aile yadigarı bakırların parlatılmasıyla ayakta kalan bu zanaat, Bartık ailesi için bir geçim kapısından öte, bir yaşam biçimini temsil ediyor.

Sağlık ve lezzet arayışı yerini kolaylığa bıraktı

Bakırın mutfaklardan uzaklaşmasıyla birlikte sadece bir metalin değil, bir lezzet kültürünün de kaybolduğunu savunan Yaşar Bartık, modern dünyanın tercihlerini eleştiriyor. Bakırın sunduğu o özgün sağlıklı dokunun teflon ve plastik ürünlerle kıyaslanamayacağını belirten usta, kalaycılığı sadece bir bakım süreci olarak değil, kararmış bir nesneye yeniden ruh üflemek olarak tanımlıyor. Bartık, insanların pratik ve kolay yıkanan ürünlere yönelmesinin, mutfaklardaki geleneksel sağlık anlayışını da beraberinde götürdüğünü ifade ediyor.

Bir devrin son ışığı sönmek üzere

Bartık ailesi için mesleğin en büyük yarası ise ekonomik zorluklardan ziyade, bayrağı devralacak bir çırağın yetişmemesi. Kendisinden sonra bu dükkanın kapılarını açacak kimsenin kalmayacak olması, usta için en büyük hüzün kaynağı. Bartık, bu durumu bir mesleğin bitişinden ziyade, bir devrin son ışığının sönmesi olarak nitelendiriyor. Gelecek nesillere bir mesaj bırakmayı da ihmal etmeyen usta, kalaylanan her bir kabın sadece parlatılmadığını, aynı zamanda içine bir ömrün sadakati ve alın terinin işlendiğini vurguluyor.