Ülke kültüründe özellikle yaşlılık döneminde teminat olarak görülen ve gayrimenkul devri karşılığında yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmeleri, yargının gündemine damga vuran emsal bir kararla yeniden şekillendi. Yaşlı bir dedenin, kendisine bakması koşuluyla arsasını devrettiği torununun ilgisizliği üzerine açtığı davada son sözü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu söyledi. Yargı, bakım yükümlülüğünün yalnızca barınma ve beslenmeyle sınırlı olmadığını, manevi desteğin de bu sözleşmenin temel unsuru olduğuna hükmetti.
Söz Verildi, Tapu Alındı Ama İlgisizlik Baş Gösterdi
Davanın geçmişi, eşini kaybeden ve yaşlılık döneminde yalnız kalan bir dedenin, torununa güvenerek taşınmazını devretmesine dayanıyor. Yaşlı adam, günlük ihtiyaçlarının karşılanması ve ölünceye kadar gözetilmesi karşılığında 83 parselde yer alan taşınmazdaki payını "ölünceye kadar bakma sözleşmesi" ile torununa devretti.
Ancak tapuyu devralan torun ve ailesi, kısa süre sonra verdikleri sözleri unuttu. Dedesinin günlük bakımını aksatan, rahatsızlandığında hastanede dahi ziyaretine gitmeyen torunun, bayramlarda bile yaşlı adamın elini öpmeye uğramadığı iddia edildi. Beklediği ilgi ve bakımı göremeyen dede, çareyi mahkemenin kapısını çalmakta buldu. Dava dilekçesinde, sözleşmenin feshedilmesini ve torun adına tescil edilen tapunun iptal edilerek yeniden kendi adına kaydedilmesini talep etti.
Yerel Mahkeme "Dede Haklı" Dedi, Dosya Yargıtay'a Taşındı
İlk derece mahkemesi, sunduğu deliller ve şahit beyanları doğrultusunda dedeyi haklı bularak tapunun iptaline karar verdi. Kararın temyiz edilmesiyle sürece dahil olan Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ise ilk kararı kaldırarak farklı bir hüküm tesis etti. Bunun üzerine dosya Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’ne kadar taşındı. Dairenin bozma kararına karşı BAM’ın direnmesi üzerine, milyonlarca hak sahibini ilgilendiren son kararı vermesi için dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun önüne geldi.
"Bakım Sadece Maddi Değil, Manevi Desteği de Kapsar"
Tüm gözlerin çevrildiği kararda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, oy birliğiyle dedeyi haklı buldu. Kararın gerekçesinde son derece çarpıcı detaylara yer verildi. Genel Kurul; bakım borçlusunun yükümlülüğünün aksine bir anlaşma yoksa bakım alacaklısını ailesinin bir ferdi gibi kabullenmesi gerektiğini vurguladı.
Yargıtay kararında şu ifadelere dikkat çekildi:
Bakım borcu; barınma, beslenme ve tedavi gibi maddi ihtiyaçların yanı sıra, manevi yönden de her türlü yardım ve ilgiyi kapsar.
Bakım alacaklısının sözleşmenin yapıldığı an özel bakıma muhtaç durumda olması şart değildir. Sözleşmenin getirdiği sorumluluklar, kişinin hayatı boyunca değişen yaşam koşullarına göre biçimlenir.
Dinlenen tanık ifadelerinden, davacı dedenin beklemiş olduğu manevi desteğin davalı torun tarafından sağlanmadığı net bir şekilde anlaşılmaktadır. Bayramda elini öpmeye dahi gidilmemesi ve hastane süreçlerinde yalnız bırakılması, sözleşmenin ihlali anlamı taşır.
Bu gerekçeler doğrultusunda Yargıtay, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddesindeki istisnai şartların oluşmadığına kanaat getirerek, torun üzerindeki tapunun iptaline ve taşınmazın dedeye iadesine kesin olarak karar verdi.