Yeni Birlik Gazetesi Yaşam Yaz tatilinde çocuklarımız şiddete maruz kalmasın

Yaz tatilinde çocuklarımız şiddete maruz kalmasın

İnsanların öfke, şiddet, korku, şaşkınlık ve endişe uyandıran içeriklere daha fazla tepki vermesi, bu içerikleri daha fazla görünür hale getiriyor. Yaz tatiline sayılı günler kala özellikle çocukların gerek sosyal medyada, gerek dijital oyunlarda şiddet içeriklerine maruz kalma riski var. Peki aileler ne yapmalı?

Sosyal medyada bazı içeriklerin neden çok hızlı yayıldığına baktığımızda karşımıza iki temel unsur çıkıyor: duygu ve hız. İnsanlar özellikle öfke, korku, şaşkınlık ve endişe uyandıran içeriklere daha fazla tepki veriyor. Tepki verilen içerikler de daha fazla görünür hale geliyor.

Sosyal medya araştırmacısı Ümit Sanlav “insan eğilimleri kadar algoritmaların da rolünün önemli olduğunu” ifade ettiği açıklamalarında sosyal medya ve dijital platformlar üzerinde oynanan oyunların, özellikle çocuklar açısından taşıdığı risklere dikkat çekti. 

Ümit Sanlav

Bugün çocuklarımızın dünyası büyük ölçüde dijital platformlar üzerinden şekillendiğini söyleyen Sanlav, “Sokaklar tehlike dolu, evladım evimde dizimin dibinde otursun, odasında ne yaparsa yapsın zihniyeti, çocuklarımızı sokaklardan çok daha büyük tehlikelere maruz bırakabilir. Zira özellikle YouTube, Discord ve Telegram gibi platformlarda çocuklar; herhangi bir editoryal süzgeçten geçmeyen, denetimsiz ve çoğu zaman zararlı içeriklerle baş başa kalabilirler” dedi. 

Sanlav sözlerine şu cümlelerle devam etti: “Burada aslında en kritik mesele algoritmalar. Çünkü algoritmalar ilgi çeken, etkileşim getiren içerikleri öne çıkarıyor. Ne yazık ki şiddet de en hızlı dikkat çeken unsurlardan biri. Yani sistem şunu söylüyor: “Şiddet üretirsen görünür olursun.” Bu da şiddetin yalnızca yayılmasına değil, aynı zamanda adeta ödüllendirilmesine yol açıyor. 

Denetim nereye kadar? 

Bugün birçok çocuk, “gamer” yayıncıları izleyerek saatlerini geçiriyor. PUBG ve Roblox gibi oyunlara, Türkiye’deki sınırlamalara rağmen VPN üzerinden erişim sağlanabiliyor (Bu arada Türkiye’den erişim yasağı olan bu oyunlar erişime açıldığı haberleri gelse de bazı kriterleri sağlamadıkları için BTK tarafından henüz erişim engeli kaldırılmış değil). Erişim engeli olsa da VPN ile erişim, denetim mekanizmalarının ne kadar kolay aşılabildiğini gösteriyor. Öte yandan çocuklar, kapalı devre iletişim uygulamalarında kontrolsüz biçimde sosyalleşiyor; bu alanlar çoğu zaman ailelerin ve kamu otoritelerinin tamamen dışında kalıyor. Bu konuda ailelere verilebilecek en önemli tavsiyenin, çocukları dijital dünyadan tamamen uzaklaştırmaya çalışmak değil; onları dijital dünyada bilinçli ve güvenli bireyler haline getirmek olduğunun altını çizen Ümit Sanlav şu önerilerde bulundu:

Ekran süresini değil, ekran içeriğini takip edin.

Çocuk bir saat boyunca eğitici içerik izleyebilirken, birkaç dakikada bile zararlı içeriklerle karşılaşabilir. 

Yaşına uygun içerik ve oyun tercih edin. Oyunların yaş derecelendirmelerine dikkat edin; şiddeti ödüllendiren içeriklerden uzak durun. 

Ortak kullanım kültürü oluşturun. Özellikle küçük yaşlarda çocukların telefon, tablet ve bilgisayarı evin ortak alanlarında kullanması daha sağlıklı bir denetim sağlar. 

Çocukla konuşun, yasaklamakla yetinmeyin. Karşılaştığı içerikler hakkında sohbet edin. Bir videonun veya oyunun neden rahatsız edici olabileceğini açıklayın. 

Algoritmaların nasıl çalıştığını anlatın. Çocuklara sosyal medya platformlarının dikkat çekici, korkutucu veya öfkelendirici içerikleri daha fazla gösterebildiğini basit bir dille anlatmak dijital farkındalık kazandırır. 

Alternatif aktiviteler sunun. Spor, kitap, sanat ve aile etkinlikleri çocukların tüm zamanını ekran başında geçirmesini önler. 

Rol model olun. Çocuklar söylenenden çok gördüklerini uygular. Ebeveynlerin kendi ekran kullanım alışkanlıkları da çocukları doğrudan etkiler. 

Dijital güvenlik araçlarından yararlanın. Ebeveyn denetimleri, güvenli arama filtreleri ve yaşa uygun içerik ayarları aktif hale getirilmelidir. 

Unutulmamalıdır ki çocuklar yalnızca gördükleri içeriklerden değil, o içerikleri nasıl yorumladıklarından da etkilenir. Bu nedenle en güçlü koruma yöntemi, teknik önlemler kadar güçlü aile iletişimi ve dijital okuryazarlık eğitimidir.