Yeni Birlik Gazetesi Yaşam Zamanın durduğu yer: Evliya Çelebi’nin övgüyle bahsettiği 8 asırlık köy yok olmasın

Zamanın durduğu yer: Evliya Çelebi’nin övgüyle bahsettiği 8 asırlık köy yok olmasın

Sivas’ın Divriği ilçesinde yer alan, eski adıyla Tuğut olarak bilinen Çiğdemli köyü, adeta bir açık hava müzesini andırıyor. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde "150 haneli, mamur bir köy" olarak tanımladığı bu yerleşim yeri, 800 yılı aşkın köklü geçmişi ve özgün taş mimarisiyle dikkat çekiyor.

Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan ve mimarisiyle Mardin evlerini aratmayan Çiğdemli köyü, tarihi dokusunu koruyarak turizmin yeni gözdesi olmayı bekliyor.

Sivas’ın Divriği ilçesinde yer alan, eski adıyla Tuğut olarak bilinen Çiğdemli köyü, adeta bir açık hava müzesini andırıyor. Evliya Çelebi’nin Seyahatname’sinde "150 haneli, mamur bir köy" olarak tanımladığı bu yerleşim yeri, 800 yılı aşkın köklü geçmişi ve özgün taş mimarisiyle dikkat çekiyor. Bölgedeki kayaların ustalıkla işlenmesiyle inşa edilen evler, birbirine bağlanan tüneller ve köprülerle Orta Çağ atmosferini günümüze taşıyor.

Sit Alanı statüsüyle koruma altına alınan köyde, zamanın yıpratıcı etkileri ve yağışlar nedeniyle bazı yapılar yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya. Köy sakinleri, bu eşsiz mirasın turizme kazandırılması için acil restorasyon çağrısında bulunuyor.

Taşın ve doğanın kusursuz uyumu

Köyün mimari yapısı hakkında bilgi veren yerel halk, evlerin "sal taşı" kullanılarak inşa edildiğini ve 3-4 kata varan yüksekliklere sahip olduğunu belirtiyor. İstanbul’dan baba ocağına dönen vatandaşlar, evlerin inşa edilirken sığınakların bile düşünüldüğünü, bu sayede yapıların yazın serin, kışın ise sıcak kaldığını ifade ediyor.

Geçmişin izlerini taşıyan sığınaklar ve ocaklar

Köyün kuruluşunun 800 ila bin 200 yıl öncesine dayandığı tahmin ediliyor. Köyün yerleşim alanı, doğrudan kayaların oyulmasıyla şekillendirilmiş. Özellikle evlerin alt katlarında bulunan ahırlar ve ocak bölümleri, kış aylarında doğal bir ısıtma sistemi görevi görüyor. Köy sakinleri, boş kalan evlerin bakımsızlık nedeniyle yıkılmaya başladığını vurgulayarak, bu tarihi dokunun turizm potansiyelinin değerlendirilmesi gerektiğini dile getiriyor. Günümüzde sınırlı sayıda turistin ziyaret ettiği bölge, hak ettiği ilgiyi görmeyi bekliyor.