Ankara Ulus’ta babasından devraldığı saatçilik zanaatını 50 yıldır büyük bir titizlikle sürdüren Tuncay Terli, çırak yetişmemesi nedeniyle mesleğin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu vurguluyor.
Ankara’nın tarihi dokusunu taşıyan Ulus semtindeki Alsancak İş Hanı, namıdiğer Saatçiler Çarşısı, bugünlerde hüzünlü bir vedaya hazırlanıyor. Çocuk yaşta babasının yanında başladığı mesleğini 60 yaşında hala aynı heyecanla sürdüren Tuncay Terli, yarım asırlık tecrübesiyle zamanın akışına direnen nadir ustalardan biri.
Mamak’taki küçük bir dükkânda başlayan serüvenini 1980’lerden bu yana Ulus’un merkezine taşıyan Terli, saatçiliği sadece bir tamir işi değil, sabır ve yüksek dikkat gerektiren bir sanat olarak tanımlıyor.
Dünyanın çözemediği mekanizmalar ona emanet
Terli için mesleğinin en tatmin edici yanı, yıllarca çalıştırılamayan ve dünyanın pek çok yerinde "yapılamaz" denilen saatleri yeniden hayata döndürmek. Özellikle dededen veya babadan kalan yadigâr saatlerin tamirinden sonra müşterisinin yüzünde oluşan mutluluğun, maddi kazançtan çok daha değerli olduğunu belirten usta, "Bir saatin yeniden tıkır tıkır işlediğini görmek, benim için en büyük huzur kaynağı" diyor.
Usta-çırak geleneği yerini belirsizliğe bıraktı
Mesleğin geleceğine dair endişelerini dile getiren Terli, en büyük sorunun çırak yetişmemesi olduğunu ifade ediyor. Günümüz gençlerinin hızlı kazanç beklentisi ve meslek edinme konusundaki isteksizliği, usta-kalfa-çırak zincirini kopma noktasına getirdi. Kendi evladının bile farklı bir kariyer yolu çizdiğini belirten Terli, "Eski ustalar artık kalmadı, ben de bu zanaatın son temsilcilerinden biriyim" diyerek durumun vahametini gözler önüne seriyor.
Zanaatın yaşaması için eğitim şart
Ekonomik koşulların ve değişen çalışma alışkanlıklarının saatçilik gibi geleneksel meslekleri zorladığını belirten Terli, çözümün meslek okullarının yaygınlaştırılmasında yattığına inanıyor. Bursa’daki örnekleri işaret eden usta, yerli zanaatkârların yetişmemesi durumunda piyasanın tamamen yabancı firmalara kalacağı uyarısında bulunuyor. Terli, tüm zorluklara rağmen, Türk gençlerinin bu köklü mesleğe yeniden ilgi duymasını ve zanaatın geleceğe taşınmasını umut ediyor.