Dünya Ekonomik Forumu’nun son olarak geçtiğimiz yıl açıkladığı Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde 146 ülke arasında 129’uncu sırada yer alan Türkiye’de iş gücüne dahil olmayan her üç kişiden ikisini kadınlar oluşturuyor. İş gücüne katılmayan 21,2 milyon kadının 8,6 milyonun iş gücüne katılmama nedenini ise ev işleri. Diğer taraftan geçtiğimiz yıl yaşanan deprem felaketi nedeniyle özellikle konteyner kent gibi geçici barınma alanlarında yaşayan veya mevcut iş yerleri kapanan kadınlar daha büyük bir mücadele vermek durumunda kalıyor. “İnsan, Yaşam ve Gelecek” odağında topluma fayda sağlayacak çalışmalar yürütmek amacıyla Cumhuriyetin 100’üncü yılında kurulan Yasemin Açık Vakfı, hayatın her alanına eşit katılımın sağlanmasına katkı sunmak amacıyla ilk projesini deprem bölgesindeki kadınların sürdürülebilir kalkınmasına odaklanacak şekilde başlatmayı planlıyor.
Prof. Dr. Yasemin Açık: “Kadınların
yüzde 64’ü hizmet sektöründe çalışıyor”
Vakıf Mütevelli Heyeti Başkanı Prof.
Dr. Yasemin Açık, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü
dolayısıyla yaptığı açıklamada, toplumun kadınlara atfettiği roller nedeniyle
özellikle iş hayatında kadınlar ile erkekler arasındaki makasın giderek
açıldığına dikkat çekti. Açık, “Milyonlarca
kadın ev işleri nedeniyle çalışamazken TÜİK’e göre aynı nedenle iş gücüne
katılmayan erkek olmaması; ev temizliği, yemek yapma, çocuk-yaşlı bakımı gibi
işlerin tamamına ‘kadının görevi’ olarak bakıldığını net bir şekilde gözler
önüne seriyor. Diğer taraftan kadınların yaklaşık yüzde 64’ü hizmet sektöründe,
emek yoğun iş kollarında sosyal güvenceden yoksun ve düşük ücretli olarak çalışıyor.
Pandemi ve deprem felaketinde de yaşadığımız üzere hizmet sektörü kırılgan bir
sektör. Bu nedenle kadınlar işlerini kaybetme riskiyle daha fazla karşı karşıya
kalıyor” dedi.
“Her üç kadından biri kayıt dışı
çalışıyor”
Türkiye’deki yaklaşık 1,5 milyon işverenden yalnızca 187 bininin kadın
olduğunu ifade eden Açık şöyle devam
etti; “Benzer şekilde yaklaşık 5,1 milyon kendi hesabına çalışan kişiden de
ancak 983 bini kadın. Çünkü kadınlar ağırlıklı olarak ücretli ya da yevmiyeli
olarak çalışıyor. İstihdam edilen nüfusta ücretsiz aile işçisi olarak
çalışanların yüzde 68’ini kadınlar oluşturuyor. Yaklaşık her üç kadından biri
de kayıt dışı çalışıyor. Kadınların
ekonomik özgürlüğünü kazanamadığı bir toplumda sürdürülebilir kalkınmadan söz
edemeyiz. Kalkınmanın ve toplumsal refah artışının yolu, toplumun yarısını
oluşturan kadınların tam eşitlikçi bir anlayışla ekonomik ve toplumsal hayata
katılmasından geçiyor.”
“Kadınların güçlenmesi deprem
bölgesindeki toparlanmayı hızlandırır”
Deprem bölgesindeki kadınlar için şartların çok daha ağır olduğunu söyleyen
Prof. Dr. Açık, “Şehir hayatında
bile kadınlar ev işleri ve evde bakım hizmetleri başta olmak üzere pek çok
nedenden dolayı iş gücüne katılamazken deprem bölgesinde bu durum daha da zor.
Depremin yaşandığı illerimizdeki kadın işsizlik oranı depremden önce de ülke
ortalamasının üzerindeydi. Şimdi ise özellikle konteyner gibi geçici barınma
alanlarında kalan kadınlar, çocuk-yaşlı bakımı, günlük işler ile uğraşırken
hijyen koşullarını sağlamak için bile yoğun bir çaba gösteriyor. Deprem
bölgesinde sanayide düşen kapasite ve hizmet sektörünün sekteye uğraması da
kadınların iş hayatında her zaman olduğundan daha fazla geri planda kalmasına
neden oluyor. Kadınların hayatın her alanına eşit katılımına katkı sağlamayı hedefleyen
bir vakıf olarak, biz de ilk projemizi deprem bölgesinden başlatmayı
planlıyoruz. Çünkü kadınların hayata
katılıp güçlenmesi, deprem bölgesinin daha hızlı toparlanmasının öncelikli
koşullarından biri” diye konuştu.
“Eğitim ve istihdama yönelik tabloyu
tersine çevirmeliyiz”
Açık, geliştirecekleri projenin kapsamını şu sözlerle anlattı; “Deprem
bölgesinde her iki kişiden biri devlet tarafından maddi ve sosyal imkanlarla
destekleniyor. Biz de bu nedenle deprem bölgesinde kadınların iş hayatına
katılıp üretebilmesi için kurs, eğitim ve mentorluk programları geliştireceğiz.
Bununla birlikte özellikle kız çocukları ve genç kızların eğitim hayatları
boyunca desteklenip istihdama katılmalarına katkı sağlamak için çalışmalarımızı
sürdürüyoruz. Çünkü araştırmalara göre deprem bölgesinde ne eğitimde ne
istihdamda yer alanların (NEET) oranı yüzde 18 iken yalnızca kadınlara
baktığımızda bu oran yüzde 41’e çıkıyor. Eğitim ve istihdama yönelik bu tabloyu
tersine çevirmek için kamu, özel sektör, STK’lar olarak büyük bir dayanışma
ruhuyla hareket etmeli, kapsayıcı iş birlikleri geliştirmeliyiz. Yasemin Açık
Vakfı olarak gerek deprem bölgesinde gerekse ülkemiz genelinde toplumsal
cinsiyet eşitliği sağlanıncaya kadar projeler geliştirmeye ve çalışmaya devam
edeceğiz.”