Antalya’da 2014 yılında bir inşaatın bekçi kulübesinde çıkan yangında yaşamını yitiren Şeref Kocabıyık’ın ölümüyle ilgili dosya, 12 yıl sonra gelen dijital izlerle yeniden açıldı. Maktulün kayıp telefonunun sinyallerini takip eden ekipler, cinayeti aydınlatarak 4 şüpheliyi gözaltına aldı.
Antalya’nın Kepez ilçesinde 25 Kasım 2014 gecesi yaşanan ve o dönem "talihsiz bir kaza" olarak kayıtlara geçen olay, adaletin tecellisiyle yeniden gündeme geldi. Emekli imam Şeref Kocabıyık’ın, bekçilik yaptığı inşaat alanındaki kulübede yanarak can vermesi, ailesinin yıllardır süren şüphelerini haklı çıkardı.
Olayın yaşandığı dönemde kulübenin kapalı olması ve Kocabıyık’ın kişisel eşyalarının (cep telefonu ve cüzdanı) bulunamaması, yakınları tarafından dikkat çekici bir detay olarak not edilmişti. Ancak o tarihteki teknik imkanlar ve delil durumu, olayın bir yangın kazası olarak değerlendirilmesine yol açmıştı.
Dijital izler katilleri ele verdi
Aradan geçen 12 yılın ardından dosyayı tozlu raflardan indiren emniyet birimleri, maktule ait kayıp cep telefonunun olay sonrasında aktif olarak kullanıldığını belirledi. HTS kayıtları ve baz istasyonu verileri üzerinde yapılan kapsamlı çapraz analizler, cinayetin üzerindeki sis perdesini dağıttı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Şeref Kocabıyık’ın aslında kesici aletle öldürüldükten sonra kulübenin ateşe verildiğinin tespit edildiğini duyurdu. Bakan Gürlek, "Elde edilen güçlü deliller ışığında, düzenlenen eş zamanlı operasyonlarla cinayete iştirak ettikleri belirlenen 4 şüpheli gözaltına alınmıştır" ifadelerini kullandı.
Aile adaletin peşindeydi
Olay tarihinde müteahhitlik yapan oğlu Yasin Kocabıyık, babasının rutinlerini bildiklerini ve yangın anında kulübenin kapalı olmasının şüphe uyandırdığını ifade etmişti. Yıllar süren sessizliğin ardından gelen bu gelişme, maktulün yakınları tarafından "geç gelen adalet" olarak yorumlandı. Gözaltına alınan 4 şüphelinin emniyetteki işlemleri sürerken, olayın detaylarına ilişkin soruşturma derinleştiriliyor.