Yeni Birlik Gazetesi Yerel Haberler 16 yaşındaki teröristten kan donduran sözler: Uyuyakaldığım için sabah saldırdım

16 yaşındaki teröristten kan donduran sözler: Uyuyakaldığım için sabah saldırdım

İzmir’in Balçova ilçesinde 3 polis memurunun şehit edildiği terör saldırısıyla ilgili davada kan donduran anlar yaşandı. 16 yaşındaki saldırgan Eren Bigül, mahkemede "DEAŞ’ı seviyorum, ailem bile kafir" diyerek dehşete düşürürken, şehit ailelerinin feryatları yürekleri dağladı. Savcı, sanıklar için rekor hapis cezası talep etti.

İzmir 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi, kenti sarsan ve 3 kahraman polisin şehit düştüğü Salih İşgören Polis Merkezi saldırısının ilk duruşmasına ev sahipliği yaptı. 8 Eylül’de gerçekleştirilen saldırının faili olan 16 yaşındaki Eren Bigül ve beraberindeki 12 sanık hakim karşısına çıktı. Duruşma salonundaki ifadeler, bir çocuğun internet üzerinden nasıl radikalleştiğini ve bir terör makinesine dönüştüğünü gözler önüne serdi.

"TALİMAT ALMADIM, VİDEO İZLEYİP SALDIRDIM"

Mahkeme heyeti karşısında soğukkanlılığıyla dikkat çeken 16 yaşındaki Eren Bigül, saldırıyı kimseden talimat almadan, internet üzerinden izlediği videolardan etkilenerek gerçekleştirdiğini öne sürdü. Terör örgütü DEAŞ ile organik bir bağının olmadığını iddia eden ancak örgüte olan sempatisini gizlemeyen Bigül, "DEAŞ’ı seviyorum. Bağdadi’nin ‘Türkiye’ye saldırın’ çağrısını gördüm ve harekete geçtim. Devlet Allah’ın yasalarına uymadığı için bu eylemi yaptım" sözleriyle radikal fikirlerini savunmaya devam etti.

EVDE BOMBA İMALATI VE "KAFİR" İLAN EDİLEN AİLE

Saldırı hazırlıklarını tek başına yaptığını iddia eden sanık Bigül, internetten öğrendiği bilgilerle evde bomba imal ettiğini itiraf etti. Kendi anne ve babasını dahi "kafir" olarak nitelendiren genç teröristin, "Ağustos ayında keşif yapmaya başladım. Aklımda barlar veya fuar alanı vardı ancak sonunda yakınımdaki karakolu seçtim. Gece saldıracaktım ama uyuyakalınca sabah gerçekleştirdim" şeklindeki ifadeleri salonda soğuk duş etkisi yarattı.

BABADAN ŞOK SAVUNMA: "OYUNLARDAKİ SİLAHLARI İSTEDİ, ALDIM"

Tutuklu yargılanan baba Nuhver Bigül ise oğlunun radikalleştiğinden haberi olmadığını iddia ederek kendini savundu. Öğretmenlerinin uyarısına rağmen durumu ciddiye almadığı anlaşılan baba, "Oğlum bilgisayar oyunlarında gördüğü silahları istiyordu, ben de ona havalı silahlar ve tüfekler alıyordum. Onu ava götürüyordum, silah kullanmayı orada öğrendi" dedi. Anne A.B. ise oğlunu DEAŞ videoları izlerken yakalayıp kızdığını, ancak bu noktaya geleceğini tahmin etmediğini ileri sürdü.

ŞEHİT EŞİNDEN TOKAT GİBİ CEVAP: "BENİM EŞİM BEŞ VAKİT NAMAZINDAYDI"

Duruşmada söz alan şehit polis memuru Hasan Akın’ın eşi Şule Akın, sanık ailesinin "milliyetçilik" ve "dini değerler" arkasına sığınmasına sert tepki gösterdi. Gözyaşları içinde konuşan Akın, "Sanık eşime kafir diyor; benim eşim beş vakit namazını kılan bir müslümandı. Biz çocuklarımızı korumak için silahları kasalarda saklarken, bu baba çocuğuna silah alıp dağa götürmüş. Mağdur edebiyatı yapmasınlar" dedi. Şehit Ömer Amilağ'ın annesi Fatma Amilağ ise "Bu kurşun sadece evladıma değil, tüm devlete sıkıldı" diyerek en ağır cezanın verilmesini istedi.

SAVCI ACIMADI: 4'ER KEZ AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET

Cumhuriyet Savcısı, hazırladığı mütalaada suçun vahametine dikkat çekerek adeta ceza yağdırdı. Eren Bigül dahil toplam 13 sanık için "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve "Kamu görevlisini öldürme" gibi suçlardan 4'er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. Ayrıca sanıklar için 261 yıla kadar ek hapis cezası istendi. Mahkeme heyeti, sanıkların tutukluluk halinin devamına ve eksik belgelerin tamamlanması için duruşmanın 28 Temmuz’a ertelenmesine karar verdi.