Edirne’de henüz 15 yaşındayken vahşice katledilen Gülden Coni’nin davasında, Samsun’dan yükselen sesler vicdanları sızlattı. Aile üyelerinin dışarıda elini kolunu sallayarak gezmesine tepki gösteren gençler, 17 Haziran’daki kritik duruşma öncesi "suç ortakları da cezalandırılsın" çağrısında bulundu.
Edirne’de 5 Nisan 2025 tarihinde E.A. tarafından 30 bıçak darbesiyle katledilen 15 yaşındaki Gülden Coni’nin davası, Samsun’da düzenlenen bir basın açıklamasıyla yeniden gündeme taşındı. Kendilerini ‘Adalet isteyen gençler’ olarak tanımlayan grup, katile verilen 19 yıllık hapis cezasının infaz süresinin yetersizliğine ve cinayetin ardından delilleri kararttığı iddia edilen aile üyelerinin tutuksuz yargılanmasına sert tepki gösterdi.
Adalet arayışında ortak ses
Grup adına açıklamayı okuyan Ecrin Taştekin, katilin cezaevinde geçireceği sürenin 5 yıla tekabül ettiğini belirterek, "Bir çocuğun hayatının bedeli 5 yıl olamaz. Kanlı kıyafetleri yıkayan anne ve teyze ile suç aletini saklayan baba, bir yıldır dışarıda özgürce dolaşıyor. Bu durum toplumun adalet duygusunu derinden yaralıyor" ifadelerini kullandı. Taştekin, 17 Haziran’da görülecek mahkemenin adaletin tecellisi için son bir umut olduğunu vurguladı.
Abla Alüzrek’in yürek yakan feryadı
Basın açıklamasında, Gülden Coni’nin ablası Nurhan Alüzrek’in gönderdiği ses kaydı da katılımcılara dinletildi. Kardeşinin kaybıyla evlerinin sessizliğe gömüldüğünü ifade eden Alüzrek, "Annemin gülüşü, babamın umudu o gün öldü. Katilin ailesi evlatlarına sarılıp sesini duyabilirken, biz sadece soğuk bir mezar taşına dokunabiliyoruz. Planlı bir cinayetin sıradanlaştırılmasına tahammülümüz kalmadı" diyerek Yargıtay sürecinden vicdani bir karar beklediklerini dile getirdi.
Siyasi destek ve protesto
Açıklamaların ardından gökyüzüne bırakılan balonlarla Gülden Coni anılırken, etkinliğe CHP İl Kadın Kolları Başkanı Nilsu İrem Koçyiğit Bahadır ve CHP İlkadım İlçe Başkanı Umut Alkaç da katılarak destek verdi. Katılımcılar, cinayete iştirak ettiği öne sürülen aile bireylerinin ‘suçluyu kayırma’ suçundan değil, doğrudan cinayete iştirakten yargılanması gerektiğini bir kez daha yineledi.