Milli İstihbarat Akademisi'nin son raporu, Avrupa Birliği'nin küresel ticaret ağını yeniden şekillendiren stratejilerinin Türkiye ekonomisi üzerindeki risklerini gözler önüne serdi.
Milli İstihbarat Akademisi (MİA), Avrupa Birliği'nin (AB) küresel ölçekte attığı yeni ticari adımları mercek altına alan kapsamlı bir analiz yayımladı. "Avrupa Birliği’nin Serbest Ticaret Stratejisi ve Türkiye" başlıklı çalışmada, AB'nin Hindistan, Avustralya ve MERCOSUR ülkeleriyle imzaladığı anlaşmaların sadece ticari birer metin olmadığı, aynı zamanda jeopolitik bir güç devşirme aracı olduğu vurgulandı.
Stratejik bir hamle olarak öne çıkan bu anlaşmaların, AB'nin küresel nüfuzunu genişletmeyi hedeflediği belirtilen raporda, özellikle Hindistan ile yapılan mutabakatın dünya ekonomisinin dörtte birini kapsayan devasa bir ortaklığa dönüştüğü kaydedildi.
Gümrük Birliği'nde güncelleme şartı
Analizin Türkiye'ye yönelik en çarpıcı uyarısı, 1996 yılından bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği'nin mevcut yapısının artık Türkiye'nin çıkarlarını korumakta yetersiz kaldığı yönünde oldu. AB'nin üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmaların Türkiye'yi asimetrik bir dezavantaja sürüklediği ifade edilen raporda, "Hindistan menşeli ürünler Türkiye pazarına gümrüksüz girebilirken, Türk ürünleri aynı kolaylıkla Hindistan pazarına erişemiyor" tespiti yapıldı.
Türk sanayisi için rekabet uyarısı
Raporda, AB-Hindistan serbest ticaret hattının devreye girmesiyle birlikte Türk sanayisinin ciddi bir rekabet baskısıyla karşılaşacağı uyarısında bulunuldu. Özellikle tekstil, otomotiv, makine ve tarım gibi lokomotif sektörlerde, Hindistan'ın düşük maliyetli üretim avantajının Türk firmalarını zorlayabileceği belirtildi.
Türkiye'nin izlemesi gereken yol haritası
MİA, Türkiye'nin Avrupa pazarındaki yerini sağlama alabilmesi için acil bir strateji değişikliğine gitmesi gerektiğini savunuyor. Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin yanı sıra dijital ekonomi ve hizmet sektörlerinde yeni hamlelerin şart olduğunu belirten uzmanlar, Türkiye'nin artık daha proaktif ve çok boyutlu bir ticaret diplomasisi yürütmesi gerektiğinin altını çiziyor. Rapora göre, küresel ticaretin jeopolitik bir silaha dönüştüğü bu yeni dönemde, Türkiye'nin kendi serbest ticaret stratejisini geliştirmesi bir tercih değil, zorunluluk haline geldi.