Deprem felaketinden sağ kurtulup yeni bir hayata tutunmaya çalışan anne Çağla Öz, lunapark dönüşü meydana gelen feci kazada hem oğlunu hem de eski eşini kaybetti. Mahkemenin sürücüye verdiği 9 yıl 6 aylık hapis cezasını "yetersiz" bulan acılı anne, karara itiraz edeceğini belirterek, "Onun pişmanlığı benim oğlumu geri getirmiyor" dedi.
Antalya'da 11 Temmuz 2025 tarihinde yaşanan trafik kazası, bir ailenin üzerine kara bulutlar gibi çöktü. İzmir'den babasını ziyaret etmek için Antalya'ya giden 8 yaşındaki Adem Efe Tekerci ve babası Yunus Tekerci, lunapark çıkışında kaldırımda yürüdükleri sırada kontrolden çıkan bir otomobilin hedefi oldu. Güvenlik kameralarına da yansıyan kazada, refüje çarptıktan sonra savrulan aracın çarptığı baba ve oğlu olay yerinde ve hastanede hayatını kaybetti.
Adalet arayışında ikinci şok
Kazanın üzerinden geçen 10 aylık sürenin ardından görülen ikinci duruşmada mahkeme heyeti, sürücü Caner S. hakkında kararını açıkladı. Sanığa "iyi hal indirimi" uygulayan mahkeme, 9 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetti. Kararı büyük bir hayal kırıklığıyla karşılayan anne Çağla Öz, verilen cezanın yaşanan acının yanında çok hafif kaldığını vurguladı.
Depremden kurtuldu, evladını kazada kaybetti
Yaşadığı acıyı kelimelere dökmekte zorlanan Çağla Öz, 6 Şubat depremlerinde Hatay'da oğluyla birlikte hayatta kalmayı başardıklarını ve İzmir'de yeni bir gelecek inşa etmeye çalıştıklarını anlattı. "Oğlumla çok mutlu bir hayatımız vardı, futbolcu olmayı hayal ediyordu" diyen anne, kazanın yaşandığı gün içine doğan kötü hisleri ve o günden beri hayatının nasıl karardığını şu sözlerle ifade etti:
"O gün lunaparka gitmelerini hiç istememiştim. İçimde anlamlandıramadığım bir huzursuzluk vardı. Telefon geldiğinde dünyam başıma yıkıldı. Morgun kapısına gittiğimde tek isteğim oğlumun o güzel gözlerini tekrar açmasıydı."
"Katilin özrü hiçbir şeyi değiştirmez"
Sürücünün duruşmalardaki pişmanlık ifadelerini kabul etmediğini belirten Öz, sanığın hız sınırını aştığı ve yasaklı madde etkisi altında olduğu iddialarını yineledi. Acılı anne, "Benim evladım 8 yaşında gitti ve hep 8 yaşında kalacak. O adamın aldığı ceza, benim yaşanacak en güzel günlerimi elimden alan bir kaybın karşılığı olamaz. Hayatına kaldığı yerden devam etmesini istemiyorum, çünkü ben evladımı toprağa verdikten sonra kendi hayatımı da oraya gömdüm" diyerek hukuk mücadelesini sonuna kadar sürdüreceğini belirtti.