Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, iklim değişikliğinin getirdiği risklere karşı "kurakçıl peyzaj" modelini işaret ederek, su kaynaklarını korumanın bir tercih değil, varoluşsal bir zorunluluk olduğunu vurguladı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen "Kentler Susamadan: Suyun Geleceği İçin Kurakçıl Peyzaj ve Türkiye Su Atlası Programı"nda konuşan Bakan İbrahim Yumaklı, suyun medeniyetlerin temel taşı olduğunu hatırlatarak çarpıcı açıklamalarda bulundu. İklim krizinin yarattığı kuraklık baskısının artık şehirlerin yaşam alışkanlıklarını kökten değiştirmeyi gerektirdiğini belirten Yumaklı, suyun yönetilmesinde yeni bir döneme girildiğini duyurdu.
Geleceği 50 Yıl Öncesinden Planlıyoruz
Su Verimliliği Seferberliği kapsamında atılan adımları detaylandıran Bakan Yumaklı, sadece bugünü değil, yarım asırlık bir projeksiyonu hedeflediklerini belirtti. Ulusal Su Planı ile su kaynaklarının dijitalleşme ve yapay zeka destekli sistemlerle takip edildiğini ifade eden Yumaklı, "Suya göre tarım" hamlesiyle üretim planlamasını su varlığıyla uyumlu hale getirdiklerini söyledi. Havza bazlı yönetim anlayışıyla taşkın ve kuraklık risklerine karşı erken uyarı sistemlerinin ülke genelinde yaygınlaştırıldığını kaydeden Bakan, sanayiden tarıma kadar her sektörde verimlilik odaklı bir dönüşümün şart olduğunu vurguladı.
Peyzajda Yüzde 80 Tasarruf Dönemi
Şehirlerdeki yeşil alan yönetiminde radikal bir değişikliğe gidilmesi gerektiğini savunan Yumaklı, kurakçıl peyzaj uygulamalarının önemine dikkat çekti. Bu yöntemin sadece su tasarrufu değil, aynı zamanda bakım ve enerji maliyetlerinde de büyük avantaj sağladığını belirten Bakan, "Kurakçıl peyzaj, bitkisiz alanlar yaratmak değil, doğayla uyumlu, yerel türlerin ön planda olduğu estetik ve sürdürülebilir alanlar oluşturmaktır" dedi.
Doğa Dostu Şehirler Hedefleniyor
Uygulanan yeni peyzaj stratejisiyle yüzde 80'e varan oranlarda su tasarrufu elde edildiğini açıklayan Yumaklı, hedeflerini şu sözlerle özetledi: "Kentsel ısı adası etkisini azaltan, karbon tutma kapasitesini artıran ve su döngüsünü destekleyen bir şehirleşme modelini hayata geçiriyoruz. Doğanın kurallarıyla barışık, yerel bitki örtüsünü koruyan bir yaklaşımla geleceğin şehirlerini inşa etmeyi amaçlıyoruz."