BŞEÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Sarı başkanlığındaki 14 kişilik uzman ekibin 18 Mayıs-18 Temmuz tarihleri arasında yürüttüğü kazılar, mağaranın sanılandan çok daha derin bir spiritüel geçmişe sahip olduğunu kanıtladı. Yapılan Karbon-14 (C-14) analizleri; en büyüğü 30 santimetre uzunluğunda ve 20 santimetre genişliğinde olan figürlerin, MÖ 14 bin 500 ile MÖ 11 bin 200 yılları arasına, yani Epipaleolitik Dönem’e tarihlendiğini ortaya koydu.

Kadim Bir Gelenek: Günümüz Hıdırellez'ine Benzeyen Dilek Ritüeli
Kireç taşından imal edilen, bazılarının üzeri kille kaplanan heykelciklerin yapım tarzı, araştırmacılara bu nesnelerin estetik bir kaygıdan ziyade hızlı bir ritüel ihtiyacıyla üretildiğini gösteriyor. Buluntuların mimari düzenlemeler etrafında toprağa saplanmış halde tespit edildiğini belirten Kazı Başkanı Prof. Dr. Deniz Sarı, uygulamanın günümüzdeki adak kültürleriyle büyük bir benzerlik taşıdığına dikkat çekiyor.
Prof. Dr. Sarı, keşfin anlamını şu sözlerle vurguluyor:
"Günümüzde Hıdırellez döneminde insanların dileklerini kağıda yazıp gömmesi ya da belirli alanlara adak bırakması gibi, burada da yuvarlak halkalardan oluşan mimari bir düzenleme var. Bu halkanın etrafında, çoğunluğu hızlıca ve amatörce şekillendirilmiş kaplumbağa figürlerini toprağa saplanmış halde bulduk. Bu durum, mağaranın sıradan bir barınak değil, dönemin insanları için kutsal bir ziyaret ve adak alanı olduğunu net bir şekilde belgeliyor."
Gedikkaya Tepesi ve 'Dağ Kültü' İnancı
Arkeoloji ekibinin üzerinde durduğu en heyecan verici hipotezlerden biri ise bölgedeki topoğrafya ile kaplumbağa sembolizmi arasındaki bağ. Araştırmacılara göre, Epipaleolitik Dönem insanları Gedikkaya Tepesi’nin doğal formunu bir kaplumbağaya benzetmiş ve bu simgesel benzerlik üzerinden tepeyi kutsallaştırarak bir "dağ kültü" geliştirmiş olabilir.

Kaplumbağanın sadece Anadolu’da değil, Yakın Doğu’daki Natufian kültüründen Üst Paleolitik döneme kadar pek çok kadim toplumda uzun ömür, dayanıklılık ve süreklilik sembolü olduğuna dikkat çeken Sarı, küçük boyutlu heykelciklerin büyük kısmının doğrudan Gedikkaya Tepesi’nin siluetini yansıtacak şekilde tasarlandığı izlenimi verdiğini ifade ediyor.
Kültürel Miras Koruma Altında
2017 yılında yüzey araştırmalarıyla fark edilen ve 2019-2023 yılları arasında kurtarma kazılarıyla takip edilen Gedikkaya Mağarası, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle BŞEÜ adına yürütülen bu son kazılarla arkeoloji dünyasında yeni bir tartışma odağı haline geldi. Mağaradan çıkarılan benzersiz kaplumbağa figürleri, detaylı laboratuvar incelemeleri ve konservasyon işlemleri yapılmak üzere Bilecik Müzesi ile BŞEÜ laboratuvarlarına teslim edildi.