Ortadoğu’da diplomasi trafiği hızlanırken, bölge uzmanlarından dikkat çeken bir analiz geldi. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Berat Akıncı, barışın önündeki en büyük engelin İsrail’in bölgesel hegemonya arayışı olduğunu savundu.
ABD ile İsrail’in Ortadoğu’ya bakış açılarının artık örtüşmediğini vurgulayan Doç. Dr. Berat Akıncı, Washington yönetiminin İran ile bir anlaşma zemini arayarak bölgeden çekilme stratejisi izlediğini, İsrail’in ise bu süreci kendi hedefleri doğrultusunda sabote ettiğini belirtti. Akıncı'ya göre, İsrail’in bölgesel yayılmacılık ısrarı, diplomatik çözüm yollarını tıkayan temel unsur haline geldi.
İran’ın stratejik hamleleri ve algı yönetimi
İran’ın son dönemdeki askeri ve diplomatik hamlelerini "algısal üstünlüğü ele geçirme çabası" olarak nitelendiren Akıncı, Tahran yönetiminin artık vekil unsurlar üzerinden değil, doğrudan karşılık vererek İsrail’in bölgedeki beklentilerini boşa çıkardığını ifade etti. Doç. Dr. Akıncı, kalıcı bir barışın ancak Lübnan ve Yemen gibi kriz bölgelerinin de dahil edildiği kapsamlı bir istikrar planıyla mümkün olabileceğini vurguladı.
Küresel ekonomide enerji krizi riski
Çatışmaların sadece bölgesel bir güvenlik sorunu olmadığını, küresel ekonomi üzerinde de ciddi bir baskı oluşturduğunu dile getiren Akıncı, enerji jeopolitiğinin merkezinde yer alan Hürmüz Boğazı’na dikkat çekti. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı bir koz olarak kullandığını belirten uzman isim, "İran, savaşın maliyetini enerji arzı üzerinden yükseltiyor. ABD ise bu stratejiyi kırmak için baskılarını artırıyor. Hürmüz, hem çatışmanın hem de olası barış masasının kilit noktası olmaya devam edecek" değerlendirmesinde bulundu.
Enflasyonist baskı dünya geneline yayılıyor
Savaşın yarattığı enerji dar boğazının sadece bölge ülkelerini değil, Çin ve Batılı devletler dahil tüm dünyayı etkilediğine işaret eden Doç. Dr. Akıncı, bu ekonomik riskin tarafları yeniden müzakere masasına oturmaya zorlayabileceğini belirtti. Akıncı, uluslararası sular statüsündeki Hürmüz Boğazı’nda tek taraflı bir hakimiyete ABD’nin izin vermeyeceğinin altını çizerek, bölgedeki dengelerin önümüzdeki süreçte daha da hassaslaşacağını sözlerine ekledi.