Küresel Sumud Filosu'na yönelik İsrail müdahalesini kabul etmediklerini belirten HAK-İŞ yönetimi, Ankara'daki ABD Büyükelçiliği önünde toplanarak aktivistlerin derhal serbest bırakılmasını talep etti.
Gazetebirlik - Yerel Haberler
Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ), uluslararası sularda İsrail güçleri tarafından alıkonulan Küresel Sumud Filosu aktivistleri için harekete geçti. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve Genel Sekreter Yardımcısı Fatma Zengin’in de aralarında bulunduğu aktivistlerin maruz kaldığı hukuksuz müdahaleye karşı, ABD’nin Ankara Büyükelçiliği önünde geniş katılımlı bir protesto düzenlendi.
Hukuksuzluğa karşı meydan okuma
Eylemde konuşan HAK-İŞ Genel Başkan Vekili Devlet Sert, İsrail’in uluslararası hukuku hiçe sayan eylemlerinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Sert, aktivistlere yönelik uygulanan fiziksel ve psikolojik şiddetin insanlık onuruna aykırı olduğunu belirterek, "Umudun seferi olan aktivistlerimizin alıkonulmasını, hapishanelere gönderilmesini ve maruz kaldıkları işkenceleri şiddetle protesto ediyoruz" dedi.
Devletin takibi gurur verici
Genel Başkan Mahmut Arslan’ın da filoda yer aldığını hatırlatan Sert, Türkiye Cumhuriyeti devletinin süreci başından beri titizlikle takip etmesinin kendileri için bir moral kaynağı olduğunu belirtti. İsrailli Bakan Ben Gvir’in aktivistlere yönelik tavrını sert bir dille eleştiren Sert, "Yüzyıllardır Filistin toprağı olan yerlere İsrail toprağı diyemezsiniz. Siyonist zihniyetin kendi kamuoyunda dahi kabul görmeyen bu barbarca tavrını reddediyoruz" ifadelerini kullandı.
ABD'nin sessizliğine dikkat çekildi
İsrail’in gerçekleştirdiği hukuksuzluklarda ABD’nin sessiz kalmasını eleştiren Devlet Sert, Washington yönetimine şu sözlerle seslendi: "Gazzeli çocuklara ilaç ve ekmek götüren bir filoya saldırılırken neden sessizsiniz? Çünkü ABD dış politikasının en büyük hamisi İsrail ve Yahudi lobisidir. Bu ortaklık, bölgedeki zulmün ana kaynağıdır."
HAK-İŞ yönetimi, Genel Başkan Arslan ve diğer aktivistlerin güvenli bir şekilde ülkelerine dönmeleri için diplomatik ve toplumsal baskının süreceğini ifade etti.