Sevgi Sapmaz’ın sağlık mücadelesi, 7 yıl önce kendisini uykusuz bırakan şiddetli bacak ağrıları nedeniyle hastaneye başvurmasıyla başladı. Yapılan detaylı tetkikler sonucunda böbrek yetmezliği teşhisi konulan Sapmaz, ilk aşamada hemodiyaliz, ardından doktor tavsiyesiyle periton diyalizi tedavisine alındı. Uzun yıllar boyunca karın bölgesinden uygulanan periton diyalizi ile günlük yaşamını sürdürmeye çalışan Sapmaz, zamanla bu yöntemin yetersiz kalması üzerine yeniden hemodiyaliz sürecine geçmek zorunda kaldı.
Yollarda Harcanan 3 Saatlik Çile Sona Erdi
Haftanın 3 günü hastaneye gitmek zorunda kalan ve her seans için yollarda en az 3 saat harcayan Sapmaz için bu durum zamanla büyük bir fiziksel ve ruhsal yük haline geldi. Hastane ortamının yorucu temposunu geride bırakmak isteyen 51 yaşındaki hasta, İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde düzenlenen 4 aylık yoğun diyaliz eğitimine katıldı.
Eğitimi başarıyla tamamlayan Sapmaz'ın yaşam alanına Sağlık Bakanlığı onayıyla tam donanımlı hemodiyaliz cihazı ve gerekli tıbbi malzemeler kuruldu. Haftada 3 gün, 8'er saat boyunca uykusunda ya da dinlenirken tedavi görebilecek olan Sapmaz, hastane yollarından kurtulmanın mutluluğunu şu sözlerle ifade etti:
"Hastaneye gidip gelmek saatlerimi alıyor ve beni çok yoruyordu. Artık o vakti evimde değerlendirebiliyorum. Arkadaşlarımla kahve içebilmek, sosyalleşebilmek ve zamanımı kendi evimde geçirmek çok büyük bir konfor. Cihazın ve tıbbi malzemelerin maliyeti çok yüksek, bu imkanı bize sağlayan devletimize minnettarım."
Sapmaz ayrıca cihazın haftada 24 saat aralıksız çalışması nedeniyle elektrik tüketiminin arttığını belirterek, su faturalarında uygulanan indirim desteğinin elektrik faturalarına da yansıtılması talebinde bulundu.
"Artık Sabahları Huzurla Kahvaltımızı Edeceğiz"
Eşinin yıllardır hastalığa karşı sergilediği güçlü duruşa şahitlik eden 88 yaşındaki Cemal Sapmaz ise yeni düzenin aile yaşamlarına getirdiği huzuru vurguladı. Sabahın erken saatlerinde hastane yoluna düşme zorunluluğunun ortadan kalktığını belirten Sapmaz, "Eşim çok azimli ve becerikli bir insan, bu süreçte bana hiç yük olmadı. Artık sabah erken kalkıp hastaneye koşmak yok. Sabah huzurla kahvaltımızı edip balkonumuzda oturabileceğiz" diyerek memnuniyetini paylaştı.
Tıbbi Konfor ve Sosyal Özgürlük Bir Arada
Tedavi sürecinin ev ortamına taşınmasının hastaların yaşam kalitesi üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çeken İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. Tutku Duman Şahan, uygun fiziksel koşullara ve uyuma sahip hastalara bu eğitimin verildiğini belirtti. Dr. Şahan, uygulamanın hastaların sıvı kısıtlamalarını ve diyet süreçlerini daha esnek hale getirdiğini ifade ederek şunları söyledi:
"Amacımız hastalarımızın hem tedavi uyumunu hem de yaşam kalitesini maksimum seviyeye çıkarmak. Sevgi Hanım, hastanemizde eğitimini tamamlayarak evde tedaviye geçen ikinci hastamız oldu. Kendisini ilk seansta yalnız bırakmıyoruz ve denetimlerimizi sürdürüyoruz. Bu yöntem uzun vadede hasta sağlığı üzerinde çok olumlu sonuçlar veriyor."
"Hastaya Bağımsız Bir Yaşam Alanı Sunuyoruz"
4 ay boyunca Sevgi Sapmaz’a birebir eğitim veren Evde Diyaliz Hemşiresi Pınar Türkel ise sürecin zorlu ancak sonuçlarının son derece tatmin edici olduğunu aktardı. Sıradan bir insanın tıbbi bir cihazı kullanmayı öğrenmesinin büyük bir özveri gerektirdiğini söyleyen Türkel, şu değerlendirmede bulundu:
"Hastalarımız tedavi süreçlerini gece uyku saatlerine denk getirerek gündüz vakitlerini tamamen özgürce planlayabiliyorlar. Bu sistem özellikle çalışan veya eğitimine devam etmek isteyen diyaliz hastaları için muazzam bir fırsat. Diyaliz hastalarının iş bulma veya sosyal hayata katılma süreçlerinde yaşadığı engelleri bu sayede ortadan kaldırıyoruz."
Türkel ayrıca, elektrik veya su kesintisi gibi durumlarda ilgili altyapı kurumlarıyla doğrudan iletişim kurularak seans planlamalarının güvenli bir şekilde organize edildiğini ekledi.