İstanbul Kağıthane’de 22 Temmuz gecesi gerçekleşen olayda, 24 yaşındaki Bedriye Karaçay, eşi Volkan Karaçay tarafından boğularak hayatını kaybetti. Cesedi, kayınvalidesinin aracıyla Sarıyer Ayazağa’daki ormanlık alana bırakılan genç kadının ailesi, cinayetin planlı olduğunu belirtiyor ve adalet arayışını sürdürüyor.
Bedriye Karaçay’ın babası Çınar Yarar, damadına karşı hissettiği güvenin büyük bir hayal kırıklığına dönüştüğünü ifade ederek, "Babalık yaptım. Öz evlat yerine koymuştum ama o bana böyle canilik yaptı. En ağır müebbet cezasını almasını istiyorum" dedi.
Yarar, damadının kızının telefonunda kendisine mesaj attığını iddia ederek, cinayetten hemen önce yaşanan tartışmayı anlattı. "Salı günü, gece çocuğum evden kaçtı diye Volkan, kan ter içinde eve geldi. Olayın ardından bana kızımın mesajını gösterdi. Kızım, o sırada evde ölüydü" dedi.
Anne Dürdane Yarar, cinayetin tek başına planlanmadığını ve Volkan Karaçay’ın bir dizi kişiyle iş birliği yaptığını savunarak, "Her şey planlı. Onların hepsinin tutuklanmasını istiyorum. Devletim benim arkamda" ifadelerini kullandı.
Bedriye Karaçay’ın ailesi, fatele birlikte cinayete yardım eden başka şüphelilerin de olduğunu ileri sürerek, "Müebbet istiyoruz. Kimsenin cezaevinden dışarı çıkma yüzü görmemesi gerektiğini düşünüyoruz" dedi. Baba Yarar, "Benim bir tane kızım öldü ama bana üç tane evlat hediye bıraktı. Onlara bakmak zorundayım" şeklinde konuştu.
Olayla ilgili yürütülen inceleme ve toplam sonuçların ortaya çıkmasıyla birlikte, Bedriye Karaçay’ın ailesinin adalet talebi güçleniyor. Bu cinayet davasının, birçok aile için bir örnek teşkil etmesi ve toplumsal olarak kadına yönelik şiddetin önlenmesine yönelik önemli tartışmalara yol açması bekleniyor.

ANNE DÜRDANE YARAR (ORTADA)
