Yaylalarda hayvan otlatmanın maliyeti bu yıl rekor seviyelere ulaştı. Bölgedeki besiciler, bir sezonluk çalışma karşılığında 100 ile 120 bin TL arasında değişen ücretler teklif etseler de kapılarını çalan olmuyor. Geçmiş yıllarda gençlerin ekmek kapısı olan bu kadim meslek, şimdilerde adeta unutulmaya yüz tuttu. Birçok sürü sahibi, aylarca süren ilan ve arayış sürecinin ardından umudunu keserek değneği eline alıp dağın yolunu tutuyor.
Gençler Şehre Kaçtı, Sürüler "Menekşe Abla"ya Kaldı
Çoban bulamadığı için kendi hayvanlarının başına geçmek zorunda kalan üreticilerden biri de Menekşe Sevinç. Sabahın ilk ışıklarıyla dağlara çıkan Sevinç, yaşadıkları zorluğu şu sözlerle özetliyor: "Eskiden buralar cıvıl cıvıldı, şimdi kimse yaylaya çıkmak istemiyor. 120 bin lira teklif ediyoruz ama nafile. Gençler şehir hayatını, rahatı tercih ediyor. Mecburen sürünün başında kendim duruyorum. Akşama kadar dağda, bayırda tek başıma bu kalabalık sürüyü zapt etmek çok zor. Çamurla, dereyle, yorgunlukla pençeleşiyoruz."
Zorlu Arazi ve Şehir Cazibesi Mesleği Bitiriyor
Çobanlık mesleğinin her geçen yıl kan kaybetmesinin arkasında sadece ağır iş yükü değil, değişen sosyal şartlar da yatıyor. Zorlu arazi koşulları, sosyal hayattan kopukluk ve modern çağın getirdiği şehir cazibesi, gençleri yaylalardan uzaklaştırıyor. Uzmanlar ve bölge halkı, hayvancılığın sürdürülebilirliği için çobanlara yönelik özel teşviklerin ve sosyal güvence imkanlarının artırılması gerektiği görüşünde birleşiyor.
"Teşvik Şart, Hayvancılık Tehlikede"
Patnoslu üreticiler, devlet desteğinin sadece hayvan başına değil, "çoban istihdamına" da yönelmesi gerektiğini savunuyor. Eğer bu kriz çözülmezse, bölgedeki hayvan sayısının hızla azalacağı ve maliyetlerin et fiyatlarına yansıyacağı endişesi taşınıyor. Yaylaların sessizliği, aslında bölge ekonomisi için yaklaşan bir tehlikenin habercisi niteliğinde.