Bahçeşehir Üniversitesi’nde düzenlenen panelde konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakan yardımcıları, Türkiye’nin jeopolitik konumunu güçlendiren deniz yetki alanları ve yeni ulaşım koridorlarının kritik önemini masaya yatırdı.
Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Güney Kampüsü, uluslararası ticaretin geleceğini şekillendiren stratejik bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Kulübü tarafından organize edilen Küresel Rekabette Denizler ve Koridorlar başlıklı panel, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan üst düzey isimleri, sektör temsilcilerini ve öğrencileri bir araya getirdi.
Denizlerdeki egemenlik ve stratejik hamleler
Etkinlikte Türk denizciliğinin vizyonuna dair kapsamlı bir sunum yapan Bakan Yardımcısı Durmuş Ünüvar, küresel krizlerin deniz rotaları üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Kızıldeniz’deki Husi saldırılarından Hürmüz Boğazı’ndaki risklere kadar birçok başlığa değinen Ünüvar, Türkiye’nin Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları anlaşmasının bir güvenlik kalkanı olduğunu vurguladı. Ünüvar, Mavi Vatan ve Misak-ı Milli bilincinin gelecek nesillere aktarılmasının milli bir görev olduğunu belirterek, Türkiye’nin Libya’daki inisiyatifinin ülkeyi denizlerde hapsedilmekten kurtardığını ifade etti.
Kalkınma Yolu ile yeni ticaret rotası
Bakan Yardımcısı Osman Boyraz ise Türkiye’nin ulaşım vizyonunu Türkiye Yüzyılı hedefleriyle birleştirdi. Türkiye’nin dünya ticaretinde vazgeçilmez bir kavşak noktası olduğunu belirten Boyraz, Türkiye olmadan bir koridorun başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını kaydetti. Basra Körfezi’ni Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlayacak Kalkınma Yolu Projesi’nin 2030 yılında tamamlanmasının hedeflendiğini belirten Boyraz, bu hattın enerji ve lojistik güvenliği açısından stratejik bir hamle olduğunu dile getirdi.
Atatürk’ün 100 yıllık stratejik vizyonu
Konuşmasında Zengezur Koridoru’nun önemine de değinen Boyraz, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1930’lu yıllarda Dilucu bölgesini Türkiye sınırlarına dahil etmesinin bugün ne kadar büyük bir öngörü olduğunu hatırlattı. Boyraz, bugün konuşulan Türk dünyasıyla bağlantı projelerinin, 100 yıl önceki stratejik hamlelerin bir sonucu olduğunu belirterek, Dilucu’nun Türk Cumhuriyetleri ile kurulacak bağın anahtarı olduğunu sözlerine ekledi. Etkinlik, akademisyenlerin ve öğrencilerin yoğun ilgisiyle sona erdi.