Yaz sıcaklarının etkisini artırması, buharlaşma ve hızla yükselen su tüketimi, İstanbul’un su rezervleri üzerindeki baskıyı her geçen gün artırıyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre; 11 Mayıs’ta yüzde 72,05 ile yılın en yüksek seviyesini gören baraj doluluk oranları, temmuz ayı itibarıyla yüzde 56,63’e kadar geriledi.
868 milyon metreküplük toplam biriktirme hacmine sahip havzalarda mevcut kullanılabilir su miktarı 491,46 milyon metreküp seviyesine inerken, uzmanlar önümüzdeki sonbahar döneminde su stresi yaşanmaması için şimdiden tedbir alınması gerektiğine dikkat çekiyor.
"Dış Destek Olmazsa Yaklaşık 5 Aylık Suyumuz Var"
İstanbul’un mevcut su durumunu değerlendiren İstanbul Aydın Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi ve Meteoroloji Mühendisi Güven Özdemir, kentin günlük su ihtiyacının 3,2 ila 3,8 milyon metreküp arasında değiştiğini belirtti. Özdemir, mevcut stokların durumunu şu sözlerle özetledi:
"Barajlarımıza hiçbir yağış girmez, Melen ve Yeşilçay gibi dış havzalardan da su aktarılmazsa yaklaşık 154 günlük yani ortalama 5 aylık suyumuz kalmış durumda. İstanbul barajları tam kapasiteyle dolu olsa dahi kentin tek başına 1 yıllık su ihtiyacını karşılamaya yetmiyor. Bu nedenle Melen ve Yeşilçay sistemleri hayati önem taşıyor."
Özdemir ayrıca, baraj tabanında yer alan "ölü hacim" nedeniyle biriken suyun tamamının kullanılamadığını hatırlatarak, yaz aylarında yaşanan yüksek rüzgar ve sıcaklık kaynaklı buharlaşmanın erimeyi hızlandırdığını vurguladı.
Hangi Barajda Ne Kadar Su Kaldı?
İstanbul’un su yükünü çeken ana barajlardaki tablo ise heterojen bir dağılım sergiliyor. Anadolu Yakası'ndaki havzalarda doluluk seviyeleri nispeten korutucu seyrederken, Avrupa Yakası'ndaki kritik depolarda düşüş eğilimi hız kazandı.
Ömerli Barajı: %80,03
Elmalı Barajı: %86,39
Darlık Barajı: %74,30
Alibey Barajı: %54,71
Terkos Barajı: %47,08
Büyükçekmece Barajı: %40,49
Sazlıdere Barajı: %33,33
Istrancalar Barajı: %31,36
Kazandere Barajı: %31,61
Pabuçdere Barajı: %27,21
Kilit Nokta: Sonbahar Yağış Rejimi
Sürecin geleceğini belirleyecek ana unsurun sonbahar yağışları olduğunu belirten İTÜ İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Toros, eylül ayından itibaren başlayacak meteorolojik hareketliliğin yakından takip edilmesi gerektiğinin altını çizdi.
Kentin sadece yeni su kaynakları bulmasının yeterli olmayacağını ifade eden Prof. Dr. Toros; bireysel tasarruf, gri su kullanımı (atık suların arıtılarak yeniden değerlendirilmesi) ve yağmur suyu hasadı gibi sürdürülebilir yöntemlerin sanayide, sitelerde ve evlerde vakit kaybetmeksizin yaygınlaştırılması gerektiğini belirtti. Milyonlarca nüfusa sahip megakentte, bireysel olarak atılacak küçük tasarruf adımlarının bile devasa bir rezerv koruması sağlayacağı hatırlatıldı.