Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Yusuf Demir, son dönemde yağışların normalin üzerinde gerçekleşmesinin kuraklık riskinin ortadan kalktığı anlamına gelmediğini belirtti. Prof. Dr. Demir, iklim değişikliğinin sadece yağış miktarını değil, aynı zamanda yağışın zamanını, şiddetini ve dağılımını da değiştirdiğine dikkat çekti. Kısa sürede meydana gelen aşırı yağışların toprağa yeterince nüfuz edemediğini ifade eden Demir, bu durumun yıllar içerisinde hem sel hem de kuraklığın yaşanmasına neden olabileceğini söyledi.
17 Haziran Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Demir, yağışların artmasının kuraklık riskini ortadan kaldırmadığını vurguladı. Ülkemiz açısından bakıldığında, son altı aylık dönemde yağışların birçok bölgede uzun yıllar ortalamalarının üzerine çıktığını ifade etti. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 2025-2026 su yılında yağışların normalin üzerinde gerçekleştiğini, bazı bölgelerde geçen yıla kıyasla dikkat çekici artışlar olduğu bilgisini paylaştı. Ancak, bu olumlu durumun yanıltıcı olabileceğini belirten Demir, kuraklığın sadece belirli bir dönemde yağışın azlığıyla ilişkili olmadığını, toprak neminin azalması ve yeraltı su seviyelerinin düşmesi gibi faktörlerin de etkili olduğunu söyledi.
Karadeniz Bölgesi’nde iklim değişikliğinin yeni riskler oluşturduğuna dikkat çeken Demir, özellikle Samsun, Trabzon, Rize, Giresun, Ordu ve Artvin gibi illerde aşırı yağışların sel ve heyelan riskini artırdığını, yaz aylarında kurak dönemlerin su kaynakları ve tarımsal üretim üzerinde ciddi baskılar yarattığını ifade etti. Demir, ''Türkiye’nin artık yalnızca su temin eden değil, suyu yöneten bir ülke olması gerekmektedir. Baraj yapmak bunların yalnızca bir parçasıdır. Yeni dönemde; havza bazlı su yönetimi, yeraltı su kaynaklarının korunması, yağmur suyu hasadı gibi yöntemlerin öncelik haline getirilmesi gerekmektedir” dedi.
Prof. Dr. Demir, 2026 yılı yazında karşılaşılabilecek durumlardan dolayı yerel yönetimlere önemli görevler düştüğünü vurgulayarak, her belediyenin iklim değişikliğine uyum eylem planı hazırlaması gerektiğini belirtti. Ayrıca, yağmur suyu hasadının zorunlu hale getirilmesi, kentsel su kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi, kuraklık eylem planlarının güncellenmesi ve su tasarrufunun öneminin toplumda vurgulanması gerektiğini söyledi. Demir, “Kuraklıkla mücadele yalnızca devletin değil, toplumun tamamının sorumluluğudur,” diyerek suyun verimli kullanılması gerektiğini ifade etti.

PROF. DR. YUSUF DEMİR
