Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki tablo, her geçen gün derinleşen insan hakları ihlalleriyle korkutucu bir boyuta ulaştı. Bölgedeki gelişmeler, İsrail ordusunun baskıları ile yasa dışı yerleşimcilerin saldırılarının sistematik bir hâl aldığını gözler önüne seriyor. 7 Ekim 2023 ile 27 Temmuz tarihleri arasında, İsrail askerleri ve silahlı yerleşimcilerin saldırıları sonucunda 1100'den fazla Filistinli hayatını kaybetti.
Saldırıların yanı sıra sivillerin evlerinden zorla çıkarılması, uluslararası suçlar ve etnik temizlik endişelerini en üst seviyeye taşıdı. Bölgede kalıcı bir hâkimiyet kurma politikasının bir parçası olarak kullanılan yeni karakollar, yerleşimci şiddetinin üssü haline gelirken, resmî güçler bu sürece doğrudan ya da dolaylı destek veriyor.
İlhak Politikaları ve Demografik Tehditler
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Thameen Al-Kheetan; İsrail'in Batı Şeria'daki işgalini kalıcı kılma hamlelerinin, Filistin topraklarının bütünlüğünü ve geleceğini doğrudan hedef aldığını belirtiyor. Özellikle E1 gibi yasa dışı yerleşim projeleri ve yeni konut inşaat planları, Batı Şeria'nın ana bölgelerini birbirinden kopararak demografik sürekliliği ortadan kaldırmayı amaçlıyor.
Bu planların hayata geçirilmesi, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını ve Filistin Devleti'nin varlığını tehlikeye atıyor. İsrailli yetkililerin bölgede Gazze benzeri bir sürecin yaşanabileceğine dair açıklamaları ve Filistin halkının haklarını inkâr eden söylemleri, endişeleri arttıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Uluslararası Topluma "Somut Adım" Çağrısı
Bölgedeki vahşetin ve sistematik ihlallerin son bulması için uluslararası toplumun ve Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerin sorumluluk alması gerekiyor. Sadece söylem düzeyinde kalmayan, somut ve caydırıcı adımların atılması şart koşuluyor.
Bu kapsamda devletlerin atabileceği adımlar arasında bireysel yaptırımların uygulanması, insan hakları ihlallerinde kullanılabilecek silah transferlerinin tamamen durdurulması ve ihlallere zemin hazırlayan her türlü ticaret veya ilişkinin engellenmesi yer alıyor. Uluslararası Adalet Divanı kararları doğrultusunda işgalin derhal son bulması, tüm yasa dışı yerleşim yerlerinin boşaltılması ve sorumluların adalete teslim edilmesi talep ediliyor.