Fransız basınının gündemine oturan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçları, Türk eğitim sisteminin kaydettiği büyük gelişmeyi gözler önüne serdi. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 91 ülkenin katılımıyla gerçekleştirilen değerlendirme raporunda, Türk öğrenciler incelenen her eğitim dalında Fransız öğrencileri geride bıraktı. Le Figaro Etudiant'da yer alan analizlerde, Türkiye'nin hem genel sıralamada hem de öğrenci puanlarında PISA 2025'in en dikkat çekici başarı hikayelerinden birine imza attığı vurgulandı.
Fransa ile Puan ve Sıralama Farkı Açıldı
Yayımlanan sonuçlara göre Türkiye, Fransa'ya kıyasla okuma becerilerinde 10, fen bilimlerinde 8 ve matematikte 6 sıra önde yer aldı. 8 Eylül'de kamuoyuyla paylaşılan veriler doğrultusunda Ankara'nın okuma becerilerindeki yerinin 36'ncı sıradan 18'inci sıraya yükseldiği görüldü. Benzer şekilde fen bilimlerinde 31'incilikten 19'unculuğa, matematikte ise 36'ncılıktan 28'inciliğe tırmanan Türkiye, puanlarını da arttırmayı başardı. Okuma becerileri puanını 456'dan 472'ye çıkaran ülke, matematik puanını 462'ye, fen bilimleri puanını ise 494'e taşıdı. Böylece fen bilimleri ve okuma alanlarında OECD ortalamasının üzerine çıkılmış oldu.
Eğitim Kalitesi ve Öğrenci Çabası Öne Çıktı
OECD raporunda Türk eğitim sisteminin kalite açısından da dikkat çektiği belirtildi. Araştırma sonuçlarına göre, işler zorlaştığında ek çaba sarf eden Türk öğrencilerin oranı yüzde 68 olarak kaydedildi (bu oran OECD genelinde yüzde 60 seviyesinde bulunuyor). Ayrıca öğrencilerin yüzde 74'ü, öğretmenlerinin her birinin eğitimiyle yakından ilgilendiğini ifade etti. Uzmanlar, bu tablonun arkasındaki etkenlere dikkati çekti.
Reformlar ve Dezavantajlı Kurumlara Yönelik Politikalar Başarıyı Getirdi
OECD analisti Eric Charbonnier, Türkiye'nin dezavantajlı eğitim kurumlarına yönelik özel politikalar geliştirdiğini vurguladı. Bir ülkedeki PISA ilerlemesinin genellikle üst üste eklenen reformlarla açıklanabileceğini belirten Charbonnier, Türkiye'deki öğretmen açığının daha az olduğuna da dikkati çekti. Milli Eğitim Bakanlığı'nın son 25 yılda öğrencilerin eğitim seviyesini iyileştirmek adına yürüttüğü ciddi reformların yanı sıra, 2000'li yılların başından itibaren okuryazarlık oranı düşük illere odaklanılması ve kız ile erkek öğrenciler arasındaki eşitsizliğin azaltılması yönündeki adımların bu başarının temelini oluşturduğu ifade edildi.