İngiltere'de yaşayan 14 yaşındaki Jools Roome, 13 Nisan 2022 günü arkadaşlarıyla geçirdiği neşeli saatlerin ardından odasında hareketsiz bulundu. Hiçbir ruhsal sorunu veya depresyon belirtisi olmayan Jools'un ölümü, ailesi için cevapsız soruları beraberinde getirdi. Anne Ellen Roome, oğlunun sosyal medyada yayılan ve "blackout challenge" (bayıltma akımı) olarak bilinen tehlikeli içerikler nedeniyle hayatını kaybettiğinden şüpheleniyor.
Silinen Veriler ve ABD’deki Hukuki Süreç
Oğlunun ölümünden önceki dijital izlerini sürmek isteyen anne, TikTok'un verileri paylaşmayı reddettiği ve "verilerin silinmiş olabileceği" yanıtını verdiği iddiasıyla hukuki süreci okyanus ötesine taşıdı. Ellen Roome, Delaware eyaletinde TikTok’a dava açan ilk İngiliz ebeveyn oldu. Davanın temelini, platform algoritmalarının çocuklara bilinçli olarak tehlikeli içerikler sunduğu ve bu durumun ölümlere davetiye çıkardığı tezi oluşturuyor.
Benzer trajediler yaşayan diğer ailelerle birleşen Roome, sosyal medya devlerinin güvenlik konusunda yeterli adımları atmadığını savunuyor. Davada yer alan diğer örnekler; 13 yaşındaki Isaac ve Maia ile komaya girerek hayatını kaybeden Archie Battersbee’nin hikâyeleri, dijital platformların çocuklar üzerindeki etkisini yeniden tartışmaya açtı.
"Jools Yasası" ve Yeniden Açılan Dosya
Ellen Roome’un mücadelesi sadece mahkeme salonlarıyla sınırlı değil. İngiliz Parlamentosu'nda "Jools Yasası" adı verilen bir düzenleme için lobi çalışmaları yürüten anne, şüpheli çocuk ölümlerinde sosyal medya şirketlerinin verileri koruma altına almasını zorunlu kılmayı hedefliyor. Tasarı şu anda Lordlar Kamarası'nda değerlendiriliyor.
Özel dedektifler tarafından hazırlanan 23 sayfalık raporun ardından Gloucestershire Polisi, Jools'un ölümüne ilişkin dosyayı resmen yeniden incelemeye aldı. Sosyal medyanın 16 yaş altına tamamen yasaklanması gerektiğini savunan ve Avustralya modelini örnek gösteren Roome, hukuk mücadelesinin diğer çocuklar için bir koruma kalkanı olmasını umuyor.
ABD’deki Toplu Davalar ve "Ürün Kusuru" Stratejisi
Delaware ve California'daki mahkemelerde TikTok’a karşı açılan davalarda, avukat Matthew P. Bergman farklı bir hukuki yol izliyor. Sosyal medya platformları normalde içeriklerden sorumlu tutulmasa da; davacılar, algoritmaların "tehlikeli bir ürün tasarımı" olduğunu savunuyor.
Emsal Kararlar: 2025 sonu itibarıyla ABD’deki bazı alt mahkemeler, algoritmik önerilerin "yayıncılık" değil "ürün mühendisliği" olduğuna hükmederek davaların esastan görülmesinin önünü açtı.
Veri Gizleme İddiası: Ellen Roome’un davasında, TikTok’un verileri kasten sildiği kanıtlanırsa, şirketin ağır tazminatların yanı sıra "delil karartma" suçlamasıyla karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
"Jools Yasası" Lordlar Kamarası’nda
İngiltere'de yürütülen yasama çalışmalarında "Jools Yasası", dijital güvenlik reformlarının en kritik halkası haline geldi.
Otomatik Koruma: Tasarı, bir çocuğun ölümü "şüpheli" olarak kaydedildiği anda, ilgili tüm sosyal medya şirketlerine bir bildirim gitmesini ve verilerin 48 saat içinde dondurulmasını öngörüyor.
Erişim Hakkı: Mevcut taslakta, ailelerin bir mahkeme kararına gerek duymaksızın çocuklarının son 30 günlük izleme geçmişine erişebilmesi için bir madde eklenmesi tartışılıyor.
Son Durum: Lordlar Kamarası’ndaki komite görüşmelerinde, sosyal medya şirketlerinin "ticari sır" savunması, çocuk koruma haklarının gerisinde tutulmaya başlandı.
Avustralya Modeli ve Küresel Etki
Ellen Roome’un referans gösterdiği Avustralya’daki 16 yaş sınırı, Avrupa genelinde de yankı buldu. 2026 yılı itibarıyla birçok AB ülkesi, "sıkı yaş doğrulama" sistemlerini zorunlu kılan benzer yasa tasarılarını gündemine aldı.
Jools’un hikâyesi, okullarda sadece bir "akım uyarısı" olarak değil, dijital haklar ve veri güvenliği eğitimi kapsamında okutulmaya devam ediyor.