Tunus’ta derinleşen ekonomik kriz, sınır ticaretinin durma noktasına gelmesi ve Avrupa’nın katı vize politikaları, düzensiz göç dalgasını tırmandırmaya devam ediyor. Ülkenin güneyindeki Bingerdan kentinde yaşanan son facialar, göçün ardındaki sosyal ve ekonomik dinamikleri yeniden gözler önüne seriyor.
Tunus'ta Düzensiz Göçün Ekonomik ve Sosyal Anatomisi
Tunus genelinde artan düzensiz göç vakaları ve yaşanan can kayıpları, ülkedeki kronikleşen ekonomik ve sosyal sorunları yeniden tartışmaya açtı. Son olarak 19 Ağustos tarihinde İtalya umuduyla denize açılan teknenin batması sonucu 14 Tunuslu'nun hayatını kaybetmesi, krizin boyutunu gözler önüne serdi.
Libya sınırındaki Bingerdan kentinden milletvekili olan Ali Zeğdud, yaşanan facianın ardından bölgede acil bir kalkınma planının devreye sokulması çağrısında bulundu. İş imkânlarının yetersizliği ve sınır kapısındaki ticâri faaliyetlerin zayıflamasının gençleri tehlikeli göç yollarına ittiğini vurgulayan Zeğdud, bölgede yatırım, sanayi ve altyapı hamlelerinin şart olduğunu ifade etti. Buna karşın Tunus makamları, küresel ekonomik krizin gelişmekte olan ülkeler üzerindeki baskısına dikkat çekerek ülke genelinde kalkınma projelerinin sürdüğünü belirtiyor.
Vize Engelleri ve Umutsuzluk Dalgası
Tunus İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Mustafa Abdülkebir, düzensiz göçün tırmanmasındaki en büyük etkenlerden birinin Avrupa'nın uyguladığı katı vize politikaları olduğunu belirtti. Tunuslular'ın geçmişte Avrupa'ya vizesiz seyahat edebildiğini hatırlatan Abdülkebir, 1983 yılından sonra getirilen vize zorunluluğunun göçü yasa dışı kanallara yönlendirdiğini kaydetti.
Gençlerin Şengen bölgesine yasal yollarla ulaşma ihtimalini neredeyse imkânsız gördüğünü dile getiren Abdülkebir, sosyal medyada gördükleri yaşam koşulları ile çevrelerindeki akrabalarının deneyimlerini kıyaslayan gençlerin daha iyi bir hayat arayışıyla ölüm yolculuğunu göze aldığını aktardı.
Sınır Ticaretinin Çöküşü ve Bingerdan Örneği
Bingerdan'da 10 binlerce insanın yıllardır Libya ile yapılan sınır ticaretine dayalı bir hayat sürdürdüğünü belirten Abdülkebir, iki ülke arasındaki anlaşmazlıklar ve ticaretin istikrarsızlaşmasının bölge halkını çıkmaza soktuğunu söyledi. Sınır ticaretinin gerilemesinden yalnızca gençlerin değil, tüm ailelerin ve ileri yaşlardakilerin de etkilendiğini ifade eden Abdülkebir, Avrupa Birliği ile yapılan finansal destekli anlaşmaların sorunu çözmekten uzak olduğunu ve Tunus'un kapsamlı bir stratejiye ihtiyacı olduğunu savundu.
Göç araştırmacısı Ramazan bin Ömer ise göçe yol açan ekonomik etkenlerin yanı sıra gençlerin geleceğe dair inançlarını tamamen yitirdiğini belirtti. Tunus'ta kalmanın risklerini deniz yolculuğunun tehlikelerinden daha büyük gören bireylerin psikolojik bir kırılma yaşadığını ifade eden Bin Ömer, siyâsi faktörlerin de göç dalgasını tetikleyen unsurlar arasında yer aldığını kaydetti.
Güvenlik Eksenli Politikaların Yetersizliği
Tunus'un düzensiz göçle mücadelede yalnızca güvenlik odaklı politikalar izlediğini savunan Ramazan bin Ömer, alternatif sunulmadan atılan adımların baskıyı arttırdığına dikkat çekti. Libya'daki istikrarsızlık ve sınır boyunca kurulan setler nedeniyle kaçakçılığa dayalı yerel ekonominin bittiğini ancak yerine yeterli istihdam ve sosyal alanların konulmadığını belirten Bin Ömer, mevcut yapının devam etmesi halinde sosyal protestoların ve denizdeki göç hareketlerinin yoğunlaşabileceği uyarısında bulundu.
