Tarım makinelerinden dev gemilere, kamyonlardan sanayi tesislerine kadar küresel ekonominin can damarı olan dizel yakıtta son yılların en büyük arz şoku yaşanıyor. Sorunun temelinde sadece ham petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar değil, asıl olarak petrolü işleyip kullanılabilir yakıta dönüştüren küresel rafineri ağındaki büyük çöküş yatıyor.
Ortadoğu ve Rusya'daki Çöküş Arzı Vurdu
Küresel dizel piyasasındaki daralmanın ana aktörleri Ortadoğu ve Rusya oldu. Savaş öncesi dönemde dünya dizel ihracatının yüzde 19'unu tek başına sırtlayan Ortadoğu ülkelerinde sevkiyatlar, ağustos ayında savaş öncesi dönemin çeyreğine kadar geriledi. İhracatın yüzde 11'ini karşılayan Rusya cephesinde de durum farklı değil; ülkenin dizel ihracatı mayıs ayındaki seviyelerinin yalnızca yüzde 20'sine ulaşabiliyor.
ABD rafinerileri ortaya çıkan bu devasa açığı kapatmak için tam kapasiteye yakın çalışsa da, mevcut üretim hızı küresel talebi karşılamakta yetersiz kalıyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol'un durumu özetleyen şu sözleri krizin ciddiyetini ortaya koyuyor: "Savaş öncesine kıyasla neredeyse iki katına çıkan dizel fiyatları, çok kısa zaman içinde tüm dünyada enflasyon rakamlarını yukarı yönlü baskılayacak."
G7'den Acil Müdahale: Sadece Bir Günlük Nefes mi?
Fiyatlardaki önlenemez yükseliş, gelişmiş ülkeleri harekete geçirdi. G7 liderleri, stratejik rezervlerinden toplam 100 milyon varil ham petrol ve dizeli önümüzdeki dört ay içinde piyasaya sürme kararı aldı. Piyasaya sürülecek acil stokların haberiyle Brent petrol kısa süreli bir rahatlama yaşayarak yüzde 2.2'lik düşüşle 100 dolar seviyelerine çekildi.
Ancak enerji uzmanlarına göre bu hamle bir pansuman olmaktan öteye gidemeyecek. Wood Mackenzie analistlerinden Alan Gelder, devasa görünmesine rağmen 100 milyon varilin aslında dünyanın sadece "bir günlük" petrol talebine denk geldiğinin altını çiziyor. Gelder'e göre bu stok salınımı, pompa fiyatlarında litre başına en fazla 0.10 ile 0.15 euro arasında bir düşüş sağlayabilir. Piyasalar asıl olarak arzın talebe yetişememesi sorunuyla yüzleşirken, rezerv hamleleri sadece kaçınılmaz sonu öteleyerek zaman kazandırıyor.
Avrupa Krizin Merkezinde: "Namludaki Son Kurşun"
Krizden en derin yarayı alma potansiyeli taşıyan bölge ise Avrupa. İklim krizine karşı alınan katı düzenlemeler ve yüksek operasyonel maliyetler nedeniyle son yıllarda kendi rafineri kapasitesini daraltan Kıta Avrupası, Rus yakıtından da uzaklaşmak zorunda kalınca tamamen ithalata bağımlı hale geldi. Günde 1.5 milyon varil dizel ithal eden Avrupa, bunun üçte birini ABD'den karşılıyor. Kıtadaki rafineriler halihazırda yüzde 80'in üzerinde kapasiteyle çalıştığı için yerel üretimi artırma marjı da tükenmiş durumda.
Avrupa Birliği'nin elinde yaklaşık iki aylık tüketime denk gelen 36 milyon tonluk acil durum stoku bulunuyor. Ancak Energy Aspects analistleri, bu stokları Avrupa'nın "namludaki son kurşunu" olarak nitelendiriyor. Rezervlerin devreye alınması bugünkü yangını hafifletecek olsa da, krizin uzaması halinde Avrupa'nın elindeki son güvenlik kalkanı da ortadan kalkmış olacak.
Fiyat Şoku Tır Şoförlerini Sokakta Bıraktı
Arz krizinin yarattığı fiyat şokunun en acı faturası ise ABD otoyollarında kesiliyor. Perakende dizelin galon fiyatının 6.53 dolarla tarihi zirveyi görmesi, bağımsız taşımacıları iflasın eşiğine getirdi. Geçtiğimiz yıl 500 dolara dolan bir kamyon deposu, bugün 944 dolara mal oluyor.
Artan maliyetler karşısında hayatta kalmaya çalışan şoförler, artık en ince masraf kalemini bile hesaplıyor. Sürücüler dışarıda yemek yemek yerine kabinlerinde aşçılık yapıyor, otopark ücreti ödememek için yük indirdikleri soğuk rampalarda uyuyor. Hatta 100 dolarlık yıkama masrafından kaçınmak için araçlarını temizlemek üzere yağmurlu günleri bekleyen şoförlerin sayısı giderek artıyor. Sadece son bir ayda ABD'de bir düzineden fazla küçük nakliye firmasının kepenk kapatarak iflas bayrağını çekmesi, sektördeki çöküşün habercisi olarak yorumlanıyor.