Küresel ısınma ve buna bağlı olarak gelişen ekstrem hava olayları, finansal koruma kalkanlarının da sınırlarını zorluyor. Türkiye'de deprem güvencesinin mimarı olan Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), yakın tarihte yaşanacak yasal dönüşümle birlikte, kapsama alanını sel, heyelan, fırtına ve orman yangınları gibi geniş bir yelpazeye yaymaya hazırlanıyor.
Dünyada ve Türkiye'de son yıllarda sıklığı ve şiddeti artan doğal afetler, geleneksel sigortacılık modellerinin acilen güncellenmesi gerektiğini gözler önüne seriyor. "Deprem Risk Yönetiminde İş Birliği Buluşması" kapsamında önemli değerlendirmelerde bulunan DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan, kurumun geleceğine ve yeni yasal düzenleme çalışmalarına dair kritik bilgiler paylaştı. TÜİK verilerine göre ülkemizdeki konutların yüzde 58'inin Zorunlu Deprem Sigortası ile korunduğunu belirten Demirkan, bu oranın otomobillerdeki Zorunlu Trafik Sigortası'nda yüzde 93 seviyesine ulaştığına dikkat çekerek konut sigortasında gidecek daha çok yol olduğunu vurguladı.
Genişletilmiş Teminat Paketiyle "Zorunlu Afet Sigortası" Dönemi
Özellikle Karadeniz Bölgesi'nde yaşanan büyük sel felaketlerinin ardından, deprem dışındaki risklerin de sisteme dahil edilmesi fikri hükümetin öncelikli maddelerinden biri haline geldi. Demirkan, geliştirilen yeni modelde depreme ek olarak sel, su baskını, heyelan, fırtına, dolu, çığ ve orman yangınlarının da ortak teminat havuzuna alınmasının planlandığını açıkladı. Kanun değişikliğinin yasalaşmasıyla birlikte "Zorunlu Deprem Sigortası" kavramı yerini daha kapsayıcı olan "Zorunlu Afet Sigortası"na bırakacak.
İklim krizinin etkileriyle küresel düzeyde de benzer önlemlerin alındığını ifade eden Demirkan, geçtiğimiz yıl yalnızca Kaliforniya'da meydana gelen büyük orman yangınlarının 45 milyar dolarlık devasa bir ekonomik kayba yol açtığını belirterek; Amerika, Avrupa ve Güneydoğu Asya başta olmak üzere küresel ölçekte devlet destekli ulusal koruma havuzlarının giderek büyütüldüğünü anımsattı.
Bilinç Seviyesi ve Bölgesel Sigortalılık Eğilimleri
Türkiye genelinde konutların sigortalanma eğilimleri incelendiğinde, deprem algısının ve geçmiş tecrübelerin doğrudan etkili olduğu görülüyor. DASK Genel Sekreteri, en yüksek poliçe sahipliği oranlarının aktif fay hatları üzerinde bulunan Bolu, Muş, Van, Malatya, İstanbul ve Bursa gibi şehirlerde yoğunlaştığını dile getirdi. Yakın geçmişte Marmara Denizi'nde yaşanan sarsıntıların ardından özellikle İstanbul, Tekirdağ ve Yalova gibi illerde sigortalanma bilincinde gözle görülür bir artış yaşandığı, ana hedeflerinin ise bu ilgiyi geçici bir refleks olmaktan çıkarıp sürdürülebilir kılmak olduğu belirtildi.
Olası Marmara Depremi İçin Finansal Savunma Duvarı Hazır
Kamuoyunda sıkça tartışılan büyük Marmara Depremi senaryolarına yönelik DASK'ın finansal yeterliliği de masaya yatırıldı. Kurumun güçlü reasürans yapısı ve biriken fonlarıyla büyük felaketleri göğüsleyebilecek güce sahip olduğunun altı çizildi.
6 Şubat Kahramanmaraş depremlerinde bu kapasitenin başarıyla test edildiğini ifade eden Demirkan, afet sonrasındaki 9 aylık dönemde 540 bin hasar dosyası için toplamda 1,6 milyar dolarlık tazminat ödemesini eksiksiz tamamladıklarını belirtti. Bu büyük felaketten edinilen operasyonel derslerle Marmara Bölgesi için tüm hazırlıkların kümülatif olarak güncellendiği bilgisi aktarıldı.