Türkiye’nin kritik maden kaynakları arasında gösterilen toryum, Eskişehir’de alınan acele kamulaştırma kararıyla yeniden gündeme geldi. Sivrihisar ve Beylikova ilçelerindeki toryum ve nadir toprak elementleri ruhsat sahasında bazı taşınmazların kamulaştırılmasına karar verildi. Türkiye’nin toryum potansiyelinin özellikle enerji alanındaki olası kullanımına ilişkin değerlendirmeler de dikkat çekiyor. Peki Türkiye’nin toryum rezervi ne kadar, kamulaştırma neden yapıldı, toryum hangi illerde bulunuyor ve enerjiye katkısı ne olabilir?
Türkiye’nin toryum rezervi ne kadar?
Türkiye’deki toryum potansiyeline ilişkin öne çıkan kaynaklardan biri Eskişehir-Sivrihisar bölgesi. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün (MTA) çalışmalarında bölgede yüzde 0,2 tenörlü yaklaşık 380 bin ton toryum rezervi belirlendiği aktarılıyor.
Beylikova-Sivrihisar sahasında ise Eti Maden tarafından yürütülen çalışmalarda ortalama 788 ppm ThO₂ içeren 694 milyon ton kaynak materyal tespit edildiği belirtiliyor. Bu veriler üzerinden yaklaşık 540 bin ton toryum bulunduğu ifade ediliyor.
Ancak rezerv, kaynak ve ekonomik olarak üretilebilir miktar kavramlarının birbirinden farklı olduğu unutulmamalı. Yer altında toryum bulunması, söz konusu miktarın tamamının doğrudan yakıt olarak kullanılabileceği anlamına gelmiyor. Madenin çıkarılması, ayrıştırılması, işlenmesi ve enerji üretiminde kullanılabilmesi için teknik ve ekonomik koşulların da sağlanması gerekiyor.
Eskişehir’de toryum için neden acele kamulaştırma kararı alındı?
31 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 11690 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Eskişehir’in Sivrihisar ve Beylikova ilçelerindeki belirli taşınmazlar için acele kamulaştırma kararı alındı.
Karar, Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğünün uhdesindeki IV. Grup “Toryum + Barit + Florit + Nadir Toprak Elementleri” ruhsat sahasıyla bağlantılı alanları kapsıyor.
Kamulaştırma kapsamında açık ocak proje alanları, dekapaj ve pasa döküm sahaları, bağlantı yolları, cevher stok alanları, atık barajı, endüstriyel üretim ve altyapı tesisleri ile idari bina yerleşim alanları için ihtiyaç duyulan taşınmazların edinilmesi planlanıyor.
Dolayısıyla karar yalnızca toryumun çıkarılmasına yönelik tek bir maden alanıyla sınırlı değil. Ruhsat sahasında planlanan madencilik ve buna bağlı altyapı faaliyetleri için ihtiyaç duyulan alanların oluşturulmasını da kapsıyor.
Toryum hangi illerde bulunuyor?
Eskişehir, Türkiye’deki önemli toryum kaynaklarının başında geliyor. Özellikle Sivrihisar ve Beylikova çevresindeki sahalar, toryumun yanı sıra nadir toprak elementleri açısından da öne çıkıyor.
Türkiye’nin farklı bölgelerinde de toryum oluşumlarının bulunduğu belirtiliyor. MTA’nın çalışmalarında Malatya-Kuluncak, Malatya-Hekimhan, Kayseri-Felahiye, Sivas, Diyarbakır ve Burdur-Çanaklı gibi bölgelerde toryum varlığına ilişkin tespitler bulunuyor.
Malatya-Kuluncak'ta 2020 yılında yapılan çalışmalarda ortalama 2.032 ppm toryum içeren yaklaşık 3,8 milyon ton kaynak materyal belirlendiği aktarılıyor. Bu nedenle Türkiye’deki toryum potansiyeli yalnızca Eskişehir’deki sahalarla sınırlı değerlendirilmiyor.
Toryum enerji üretiminde nasıl kullanılabilir?
Toryum doğrudan bir nükleer yakıt gibi düşünülmemeli. Doğal toryum-232, nükleer reaktörlerde uygun süreçlerle fisyon yapabilen uranyum-233’e dönüştürülebilen verimli bir malzeme olarak değerlendiriliyor.
Bu nedenle toryumun enerji üretiminde kullanılabilmesi için uygun nükleer teknoloji ve yakıt çevrimi gerekiyor. Türkiye’nin toryum kaynaklarının enerjiye dönüştürülmesi konusunda yapılan değerlendirmelerde de temel konulardan biri bu teknoloji ihtiyacı.
Fizikçi Prof. Dr. Saleh Sultansoy, Türkiye’nin toryum potansiyelinin enerji açısından önemine dikkat çekerken asıl meselenin yalnızca kaynağa sahip olmak değil, toryumu enerjiye dönüştürebilecek teknolojiyi geliştirmek olduğunu belirtiyor.
540 bin ton toryum ne kadar enerji sağlayabilir?
Prof. Dr. Saleh Sultansoy’un hesaplamalarına göre Türkiye’deki yaklaşık 540 bin tonluk toryum kaynağı, teorik bir senaryoda yaklaşık 4 bin yıllık enerji ihtiyacına karşılık gelebilecek bir potansiyel olarak değerlendiriliyor.
Söz konusu hesaplama, toryumun yüksek enerji yoğunluğuna ilişkin teorik değerlendirmelere dayanıyor. Sultansoy’un çalışmasında, 1 gigavatlık kesintisiz güç üretimi için bir yıllık dönemde yaklaşık 3,5 milyon ton kömür veya 200 ton uranyuma karşılık 1 ton toryum gerektiği belirtiliyor.
Ancak bu rakamların doğrudan “Türkiye’nin 4 bin yıl boyunca enerji ihtiyacını kesin olarak karşılayacağı” şeklinde yorumlanması doğru olmaz. Bunun gerçekleşmesi için toryum yakıt çevriminin kurulması, uygun reaktör teknolojisinin geliştirilmesi ve kaynağın ekonomik biçimde çıkarılıp işlenebilmesi gerekiyor.
Toryumun enerji açısından önemi ne?
Toryumun enerji alanında gündeme gelmesinin temel nedenlerinden biri yüksek enerji yoğunluğu. Teorik olarak nükleer yakıt çevriminde değerlendirilebilmesi, toryumu uzun vadeli enerji politikaları açısından araştırılan kaynaklardan biri hâline getiriyor.
Toryum temelli sistemlerin potansiyel avantajları arasında daha düşük sera gazı etkisi ve bazı tasarımlarda uzun ömürlü radyoaktif atıkların azaltılabilmesi gösteriliyor. Bununla birlikte bu avantajların hangi ölçüde gerçekleşeceği kullanılan reaktör tasarımına, yakıt çevrimine ve teknolojinin ticari ölçekte uygulanmasına bağlı.
Türkiye açısından öncelik ise yalnızca rezerv miktarının belirlenmesi değil, bu kaynağın nasıl değerlendirileceğinin ortaya konulması. Eskişehir’deki acele kamulaştırma kararı, toryum ve nadir toprak elementleri sahalarındaki madencilik ve altyapı çalışmalarının ilerletilmesine yönelik önemli bir idari adım niteliği taşıyor.
Türkiye’nin toryum çalışmalarında sırada ne var?
Sivrihisar ve Beylikova’daki ruhsat sahasında yapılacak çalışmalar, toryumun yanı sıra nadir toprak elementlerinin değerlendirilmesi açısından da önem taşıyor. Kamulaştırma kararında üretim alanlarının yanı sıra ulaşım, stoklama, atık yönetimi ve endüstriyel altyapıya ilişkin bölümlerin de yer alması, projenin geniş kapsamlı olduğunu gösteriyor.
Türkiye’nin toryum kaynaklarının enerji üretiminde kullanılabilmesi ise uzun vadeli araştırma ve teknoloji geliştirme çalışmalarına bağlı olacak. Bu nedenle mevcut kaynak miktarları enerji üretimine ilişkin kesin bir sonuçtan çok, gelecekte değerlendirilebilecek stratejik bir potansiyel olarak ele alınıyor.