Eskişehir’de gerçekleştirdiği temaslar kapsamında ekonomi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kamuoyunun dikkatini vatandaşların bireysel birikimlerine çekti. Merkez Bankası’nın resmi rezervlerinin 178,4 milyar dolar seviyesine ulaştığını hatırlatan Yılmaz, halkın elinde tuttuğu altın ve döviz miktarının bu rakamın bile üzerinde olduğuna işaret etti. Bu birikimleri "milletin rezervi" olarak tanımlayan Yılmaz, kaynağın kayıtlı ekonomiye dahil edilmesinin uluslararası piyasalardaki algıyı olumlu yönde değiştireceğini belirtti.
"Sisteme Entegrasyon Risk Primini Aşağı Çekecek"
Kayıt dışı duran finansal varlıkların ülke ekonomisine katkı sunacak şekilde değerlendirilmesi gerektiğine değinen Yılmaz, bu durumun Türkiye'nin CDS (risk primi) değerlerine doğrudan etki edeceğini savundu. Küresel finans ortamında Türkiye’nin gücünün tam olarak yansıtılamadığına dikkat çeken Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bundan da daha büyük bir rezerv milletimizde var; onu maalesef bilançolara yansıtamıyoruz. Vatandaşın yastık altında tuttuğu dolarlar, altınlar Keşke bunlar daha fazla sisteme girse, o zaman Türkiye'nin risk primi de çok daha aşağılara inecektir. Bizim bir resmi rezervimiz var, bir de milletimizin rezervi var. Bu rezerv çok daha büyük aslında ama bunu maalesef önemli oranda yansıtamıyoruz. Bundan dolayı da farklı algılar oluşabiliyor küresel düzeyde. İnşallah bunlar da daha fazla sisteme girerek ülkemizin risk primini düşürücü etki yaparlar, üretken bir şekilde kullanılırlar"
Bütçe Açığında Avrupa Standartları Aşıldı
Konuşmasında mali disiplin ve makroekonomik dengelere de değinen Yılmaz, geçtiğimiz yıl yaşanan deprem felaketinin getirdiği ağır mali yüke rağmen bütçe performansının güçlü kaldığını belirtti. Maastricht kriterlerine atıfta bulunan Yılmaz, Türkiye’nin bütçe açığını milli gelire oranla yüzde 2,9 seviyesinde tutmayı başardığını vurguladı. Müttefik ve gelişmiş birçok Avrupa ülkesinin yüzde 3 sınırını aştığı bir dönemde elde edilen bu sonucun önemine değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı, ekonomideki oransal değerlendirmelerin esas alınması gerektiğinin altını çizdi.
Cari Açık ve Büyümede Dengeli Seyir
Cari dengedeki toparlanma sürecini de paylaşan Yılmaz, bir dönem yüzde 5 ila 6 bandında seyreden cari açığın geçen yıl itibarıyla yüzde 1,9’a kadar gerilediğini ifade etti. Jeopolitik gerilimler ve enerji maliyetlerindeki dalgalanmaların bu yıl cari denge üzerinde bir miktar baskı oluşturabileceğini kaydeden Yılmaz, yine de tablonun yönetilebilir sınırlar içinde kalacağını öngördü.
Büyüme verilerine ilişkin detaylar aktaran Yılmaz, iklim koşulları nedeniyle tarım sektöründe yaşanan ciddi daralmaya rağmen ekonominin geçen yıl yüzde 3,6 oranında büyüdüğünü hatırlattı. Sanayi ve hizmetler sektörünün ivmesiyle kaydedilen bu artışın ardından, mevcut yılda tarım sektöründeki bereketli dönemin büyümeye ekstra katkı sunması bekleniyor.