AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas; Komşuluk ve Genişlemeden Sorumlu Üye Marta Kos ile İçişleri ve Göçten Sorumlu Üye Magnus Brunner’in de yer aldığı üst düzey bir heyetle Türkiye’ye iki günlük bir resmi ziyaret gerçekleştiriyor. Türkiye'nin hem göç yönetimi hem de bölgesel istikrar açısından kritik bir konuma sahip olduğunu anımsatan Kallas, Kafkasya ve Orta Doğu’daki dengeler düşünüldüğünde Ankara ile ortak hareket etmenin önemine dikkat çekti.
"Ankara Zirvesi Hasımlara Güçlü Bir Mesaj Olacak"
Temmuz ayının başında gerçekleştirilecek NATO Ankara Zirvesi’ne yönelik beklentilerini paylaşan Kallas, transatlantik bağların son dönemde ciddi bir sınamadan geçtiğini gizlemedi. Normal şartlarda her liderler zirvesi için kullanılan "tarihi" yakıştırmasının bu kez tam anlamıyla gerçeği yansıttığını ifade eden AB Yüksek Temsilcisi; Ankara’da sergilenecek dayanışmanın sadece ittifak içi bir motivasyon olmayacağını, aynı zamanda küresel rakiplere karşı da net bir gövde gösterisi anlamı taşıyacağını belirtti. Zirvenin ana omurgasını ise savunma sanayisi üretiminin artırılması, caydırıcılığın tahkim edilmesi ve Ukrayna’ya yönelik askeri destek paketlerinin sürekliliği oluşturacak.

Avrupa Ordusu Tartışmalarına Son Nokta: "Mükerrerliğe Gerek Yok"
Avrupa kamuoyunda sıkça gündeme gelen "Ortak Avrupa Ordusu" iddialarına kesin bir dille karşı çıkan Kallas, AB üyesi ülkelerin askeri güçlerinin halihazırda NATO yapısının temel direkleri olduğunu hatırlattı. Brüksel merkezli ikinci bir komuta zinciri kurmanın gerçekçi olmadığını söyleyen Yüksek Temsilcilik, asıl hedefin NATO içindeki Avrupa ayağını güçlendirmek olduğunu kaydetti. Bölgesel tehditlere karşı ortak tedarik projelerinin teşvik edildiğini belirten Kallas, bu süreçte yeni nesil savunma kabiliyetleri konusunda Ukrayna’nın saha tecrübelerinden de faydalandıklarını dile getirdi.
"Türkiye, İttifak İçinde Son Derece Güçlü Bir Konuma Sahip"
Türkiye’nin yeni Avrupa güvenlik mimarisindeki rolünü değerlendiren Kallas, Ankara’nın AB’ye adaylık sürecindeki temel hak ve özgürlükler başlığındaki yapısal sorunlara değinirken, askeri ve stratejik gücünün ise göz ardı edilemeyeceğini vurguladı. Türkiye’nin NATO’nun en büyük ikinci ordusuna ve gelişmiş bir savunma sanayi ekosistemine sahip olduğunu belirten Kallas, bölgesel barışın anahtarının Ankara ile yürütülecek açık diyalogdan geçtiğini ifade etti. Kıbrıs meselesine de değinen Kallas, adada BM arabuluculuğunda ulaşılacak barışçıl bir çözümün, bölgedeki birçok diplomatik tıkanıklığı aşacağını savundu.
Ortadoğu’da İsrail’e Tepki, Filistin’e Tam Destek
Orta Doğu’daki insani ve hukuki krize de geniş yer ayıran Kallas, İsrail yönetiminin uluslararası hukuku çiğneyen adımlarının Avrupa başkentlerinde ciddi bir rahatsızlık yarattığını ifade etti. Şiddet yanlısı yerleşimcilerin faaliyetlerinin, bölgede iki devletli çözüm zeminini tamamen ortadan kaldırdığı uyarısında bulunan AB Yüksek Temsilcisi, Filistin halkının en büyük destekçisi olmaya devam edeceklerini yineledi. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar’ın kendisiyle temasları kesme kararını da yorumlayan Kallas, kriz anlarında eleştiriden kaçmanın çözüm getirmeyeceğini, diplomasinin her şeye rağmen sürdürülmesi gereken yegane yol olduğunu sözlerine ekledi.