Soruşturma kapsamında örgüt içi iletişime dair kritik detaylar gün yüzüne çıktı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yapılan teknik ve fiziki takipler neticesinde yapının tepe yönetiminin özel bir kriptolu iletişim ağı tercih ettiğini duyurdu. Emniyet ve yargı birimlerinin tespitlerine göre, örgüt içi gizliliği sağlamak amacıyla "Glooper" isimli özel bir platform aktif olarak kullanılıyordu. Detayları CNN TÜRK Muhabiri Merve Tokaz aktardı.
Üç aşamalı güvenlik duvarı: Glooper nasıl çalışıyor?
Deşifre edilen haberleşme ağının en dikkat çekici yönü, erişim süreçlerindeki katı güvenlik prosedürleri oldu. Sisteme erişmek isteyen örgüt mensuplarının tek bir şifreyle giriş yapması mümkün olmuyor. Uygulama, kullanıcılarını sırasıyla üç ayrı doğrulama süzgecinden geçiriyor:
Birinci Aşama: Kullanıcının kimliğini ve cihazını ilk doğrulama adımı.
İkinci Aşama: Erişimi onaylayan ara güvenlik protokolü.
Üçüncü Aşama: Ağ içerisindeki veri akışına izin veren nihai yetkilendirme katmanı.
Bu çok kademeli yapı sayesinde örgütün, yürütülen faaliyetleri dışarıdan gelebilecek olası sızmalara ve takiplere karşı tamamen korumayı hedeflediği belirtiliyor.

Alihan Kuriş'in ifadesi: "İletişimi sadece sabit telefondan sağladım"
Soruşturma çemberi daralırken savcılık karşısına çıkan Alihan Kuriş, yöneltilen suçlamaları reddetti. "Glooper" adlı yazılımı ilk kez duyduğunu ileri süren Kuriş, cep telefonu kullanmadığını iddia etti. Kendisine ait hiçbir GSM hattı bulunmadığını ve başkası adına çıkarılmış bir hattı da tercih etmediğini savunan Kuriş, tüm iletişimini yalnızca merkez ofisindeki sabit telefon hatları üzerinden yürüttüğünü iddia etti.
Savcılık çelişkilerin peşinde
Kuriş'in "üzerime kayıtlı cep telefonu bile yok" şeklindeki savunması ile dijital materyal incelemeleri ve teknik takipler sonucu elde edilen bulgular arasındaki belirgin çelişkiler soruşturmanın odağına yerleşti. Yargı mensupları, yapının "FETÖ vari" gizli haberleşme metodolojisi ile şüphelilerin ifadelerini çapraz sorgularla derinlemesine incelemeye devam ediyor.