Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Amerikalı gazeteci Hadley Gamble’ın sorularını yanıtladı; Orta Doğu’daki krizin perde arkasını ve Tel Aviv yönetiminin iç siyaset stratejilerini deşifre etti. İsrail hükümetinin sıkıştığı köşeden kurtulmak için yeni düşmanlar yaratma arayışında olduğunu belirten Fidan, bu senaryoda Türkiye’nin de hedef seçilmek istendiğine dikkat çekti.
"Seçim Yaklaşırken Yeni Bir Mağduriyet Senaryosu Yazılıyor"
İsrail iç siyasetinde yaklaşan seçim atmosferinin gerilimi tırmandırdığını ifade eden Bakan Fidan, Netanyahu ve ekibinin siyasi ömürlerini uzatmak için taktiksel hamleler yaptığını savundu. Gazze, Lübnan ve İran cephelerindeki çatışmaların ardından Tel Aviv’in uluslararası kamuoyunda "mağdur" rolünü sürdürebilmek için yeni bir hedef arayışında olduğunu belirten Fidan, şu ifadelerle durumu özetledi:
"…Ama İsrailli siyasetçilerden gelen bu söylemleri ne zaman duysam —özellikle de yaklaşan seçimler yaklaştıkça hem bazı muhalif figürlerden, ki hepsi değil, neyse ki İsrail’de hâlâ aklıselim, iyi niyetli, bilge ve stratejik düşünen insanlar var, hepsi Netanyahu ve ekibi gibi değil— ama Netanyahu ve bazı kesimler seçimler yaklaştıkça bir düşmana ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü Hamas, Hizbullah ve İran’a karşı savaş yürüttükten sonra, birilerinin kendilerine acıması ve desteklemesi için ‘başka bir düşmana’ ihtiyaçları var.
"Netanyahu Küresel Güvenlik İçin Bir Tehdit"
Türkiye’nin eleştirilerinin sadece kendi ulusal çıkarlarıyla sınırlı olmadığının altını çizen Dışişleri Bakanı, mevcut Tel Aviv yönetiminin tüm dünya için bir risk unsuru haline geldiğini belirtti. Fidan, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Ama bizim de söylediğimiz gibi, Netanyahu hükümetinin politikaları sadece bizim için bir sorun değil. Biz bunu kendimizi bu durumdan soyutlayarak söylemiyoruz. Onun politikaları ve hükümeti İsrail için bir yük, bölge için bir yük ve uluslararası güvenlik için bir yük ve tehdittir. Bunu uzun zamandır söylüyoruz. Sadece biz söylediğimiz için değil, herkes buna inanıyor. Nereye giderseniz gidin, herkes Netanyahu ve politikalarının uluslararası güvenlik ve ekonomik güvenlik için bir tehdit olduğu gerçeği konusunda hemfikir.”