Milletin iradesine kasteden FETÖ/PDY terör örgütünün 15 Temmuz 2016 gecesi başlattığı darbe girişiminin püskürtülmesinin üzerinden 10 yıl geçti. Adalet Bakanı Akın Gürlek, terörle mücadeledeki son rakamları ve örgütün güncel yapılanmasına yönelik devam eden operasyonları tüm detaylarıyla anlattı.
Gürlek, FETÖ ile mücadelenin sadece polisiye bir operasyon değil, bir "Büyük Devlet Arınması" olduğunu belirtti. Fethullahçı Terör Örgütü'nün klasik yapılardan çok farklı, devletin kendi gücünü yine devlete karşı kullanan sinsi bir "yeni nesil casusluk şebekesi" olduğunu vurgulayan Gürlek, bu yapının uluslararası boyutu incelenediğinde "casusluk şebekesi" demenin hukuken ve fiilen en doğru tespit olduğunu ifade etti.
Gençleri hedef alan inanç istismarı mekanizması
Örgütün dünya genelinde 160'tan fazla ülkede kurduğu okul, vakıf ve dernek ağı vasıtasıyla devletin en mahrem noktalarından elde ettikleri hassas verileri, personel bilgilerini ve milli güvenlik stratejilerini yabancı istihbarat servislerinin kullanımına açtıklarını aktaran Bakan Gürlek, yapının yıllar boyunca toplumun her kesiminden, özellikle de gencecik insanlardan çok büyük bir insan kaynağı devşirdiğini aktardı.
En sık kullandıkları argümanların hizmet, maneviyat, kaliteli eğitim vaadi ve burs destekleri olduğunu belirten Gürlek, süreç içinde rüya ve gerçek dışı anlatılarla gençlerin sorgulama yeteneğini felç ederek adeta iradesiz birer robota dönüştürüldüklerini söyledi.
Örgüt elebaşının 20 Ekim 2024 tarihinde ölmüş olmasının bu tehdidin tamamen bittiği anlamına kesinlikle gelmediğini belirten Gürlek, yapının ticari faaliyetler, paravan şirketler, bazı iş çevreleri ve gündelik hayatın doğal akışı içinde dikkat çekmeyecek yeni temas noktaları oluşturmaya çalıştığını vurguladı. Mücadelenin kararlılıkla sürdüğünü ifade eden Bakan Gürlek, "Ahtapotun kollarını kestik ama tamamen temizleyene kadar durmayacağız" felsefesiyle hareket edildiğini kaydetti.
Yargıda yürütülen devasa soruşturma bilançosu
2026 yılının ilk 6 ayında güncel yapılanmaya yönelik 1.065 operasyon yapıldığını ve 2.451 kişinin gözaltına alındığını belirten Gürlek, adli sürece dair verileri paylaştı. Bugüne kadar FETÖ/PDY ile ilgili soruşturmalarda toplam 720 bin 338 kişi hakkında adli işlem yapıldığını ifade eden Gürlek, bu kişilerden 636 bin 934'ü hakkında yargının kararını verdiğini bildirdi.
Mahkûmiyet alan 127 bin 102 kişinin yanı sıra, suçsuzluğu anlaşılan 124 bin 743 kişi hakkında beraat kararı verildiğini söyleyen Bakan Gürlek, şu an soruşturma ve yargılamalarda 83 bin 404 kişi hakkında dava ve soruşturmaların devam ettiğini aktardı.
15 Temmuz gecesi sahaya çıkan darbecilere yönelik 289 fiili darbe davasının tamamının ilk derece mahkemelerinde karara bağlandığını belirten Gürlek, bu davalarda 1.634 kişiye ağırlaştırılmış müebbet, 1.366 kişiye müebbet hapis cezası verildiğini; 1.891 kişi hakkında da süreli hapis cezası olmak üzere toplamda 4 bin 891 kişi hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğunu açıkladı. Yargıtay'a gönderilen 271 dosyadan 236'sının ise onanarak kesinleştiğini ekledi.
Lekelenmeme hakkı uygulaması ve cezaevi verileri
Bakan Gürlek, 2017'de hayata geçirilen "Lekelenmeme Hakkı" kapsamında, 30 Haziran 2026 itibarıyla 1 milyon 999 bin 434 ihbar dosyasından 1 milyon 561 bin 489'unda soruşturma yapılmasına yer olmadığı (SYOK) kararı verildiğini açıkladı.
Bakanlığın son verilerine göre, FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği ve darbe girişimi suçlarından dolayı ceza infaz kurumlarında bulunan toplam kişi sayısı 10 bin 485 olurken, firari durumda olan 33 bin 827 kişi hakkında ise yakalama kararı bulunuyor.
Ceza infaz kurumlarında dijital dönüşüm hamlesi
Adalet Bakanlığı, terör suçluları da dahil olmak üzere ceza infaz kurumlarındaki güvenlik ve denetim altyapısını güçlendirmek adına teknolojik yenilikleri devreye almaya devam ediyor. Bu doğrultuda hayata geçirilen Akıllı Teknolojilerin Ceza İnfaz Kurumlarına Entegrasyonu Projesi (ACEP) kapsamında, Türkiye genelindeki cezaevlerinde barındırılan hükümlü ve tutukluların yakınlarıyla gerçekleştirdiği görüntülü görüşmeler, e-mektup gönderimleri ve dilekçe süreçleri tamamen dijitalleştirildi.
Proje sayesinde ceza infaz kurumlarındaki fiziki evrak ve yüz yüze iletişim trafiği asgari düzeye indirilerek hem idari işleyiş hızlandırıldı hem de mahrem yapılanmaların cezaevi dışıyla kurabileceği olası illegal haberleşme kanalları biyometrik veri doğrulama sistemleri ve merkezi dijital denetim mekanizmalarıyla tamamen kontrol altına alındı.