Yeni Birlik Gazetesi Gündem Enkaz değil, kurumsal temel

Enkaz değil, kurumsal temel

YAZAR: Gülay Yücel

Bir üniversitenin sekiz yıllık hikâyesi elbette eleştirilebilir. Yönetim tercihleri tartışılabilir, öncelikleri sorgulanabilir. Üniversite zaten eleştirel düşüncenin mekânıdır.

Fakat eleştiri başka, gerçeği tersine çevirerek hüküm vermek başka.

Son günlerde Samsun Üniversitesi için kullanılan “enkaz” ifadesini okuyunca şu soru kaçınılmaz oluyor:

2018’de kurulan bir üniversiteyi sekiz yılda bugünkü noktaya taşıyan sürece “enkaz” denilebiliyorsa, başarıdan ne anlamamız gerekiyor?

Ortada herkesin denetleyebileceği bir bilanço var. Bu bilanço; öğrencilerle, projelerle, laboratuvarlarla, ödüllerle, sanayi iş birlikleriyle ve istihdam rakamlarıyla ölçülüyor.

ÖĞRENCİDEN İSTİHDAMA

Samsun Üniversitesi öğrencileri, kuruluşundan birkaç ay sonra Türkiye’nin ilk TEKNOFEST’inde düzenlenen roket yarışmasında Türkiye ikincisi oldu. Ardından Amerika Birleşik Devletleri’ndeki uluslararası roket mühendisliği yarışmasında 122 takım arasında “En İyi Takım Ruhu” ödülünü aldı.

Sonraki yıllarda TEKNOFEST dereceleri, TÜBİTAK projeleri, öğrenci yarışmaları ve girişimcilik başarıları birbirini izledi. Öğrencilerin roket tasarlaması, İHA geliştirmesi, robot üretmesi ve yazılım yazması; bilgi kadar beceri ve yetkinliğe de önem veren eğitim anlayışının sonucuydu.

İşletmede Mesleki Eğitim sistemi ise 2021–2022 baharında 10 öğrenciyle başladı. 2025–2026 baharında bir dönemde 299, toplamda 1.377 öğrenciye ulaştı.

Bugün 26 programda uygulanan sistem kapsamında 97 kurum ve işletmeyle iş birliği yapılıyor. SAMPA, Erçal Group, Ulusoy Un, Samsun Yurt Savunma ve Baykar Teknoloji de bu ağın içinde.

Takip edilebilen 795 mezunun 120’si, mesleki eğitim yaptığı işletmede doğrudan işe başladı. Ankete katılan mezunların yüzde 34,5’i eğitim aldığı sektörde çalışmayı sürdürüyor.

Rakamlar konuştuğunda sıfatların hükmü azalır.

Prof. Dr. Mahmut Aydın / Samsun Üniversitesi Rektörü

CANİK VE BALLICA

“Canik Yerleşkesi kaderine terk edildi”, hatta “çivi dahi çakılmadı” deniliyor.

Oysa 2020 yılında Canik Kampüsünde psikoloji laboratuvarları kuruldu, nizamiye binaları yenilendi ve Uzaktan Eğitim Merkezi için modern stüdyolar yapıldı. Yerleşke, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi ile Lisansüstü Eğitim Enstitüsüne ev sahipliği yapmayı sürdürdü.

Ballıca üzerinden yürütülen “hemşehrilik” tartışması da gerçeklerle örtüşmüyor. 

Ballıca boş bir arazi değildi. Orada eski TEKEL fabrikası ile yaklaşık 60 büyük hangardan oluşan önemli bir endüstri mirası vardı. Bu yapılar çürümeye bırakılmadı; laboratuvarlara, atölyelere, dersliklere, mimarlık stüdyolarına ve havacılık altyapısına dönüştürüldü.

Bu dönüşüm, 2025 yılında YÖK Üstün Başarı Ödülü’ne layık görüldü. Bir tarafta bu çalışmayı “Ballıca makyajı” diye niteleyenler, diğer tarafta endüstriyel mirasın korunması ve deneyimsel eğitim bakımından ödüllendiren YÖK var.

Hangisine itibar edileceğine herkes kendisi karar verebilir.

HAVACILIĞIN ADRESİ

Uçuş eğitimi pistin, uçak bakım eğitimi hangarın bulunduğu yerde yapılır.

Samsun Üniversitesi Uçuş Akademisi bugün 1.000 x 30 metrelik piste, 5.000 metrekarelik bakım hangarına, sekiz hava aracına ve iki uçuş eğitim simülatörüne sahip. Ülkemizin ilk yerli ve millî FNPT-II (MCC) eğitim simülatörünün kurulumu da burada tamamlandı.

Ballıca’daki 80 bin metrekarelik alan, Jandarma Havacılık Birliğinin konuşlanması ve Jandarma Havacılık Okulunun kurulması için tahsis edildi. Pilot ve teknisyen yetiştirilmesini, uçak ve helikopter filosu ile İHA filo komutanlığını kapsayan bu yatırım yalnızca bir ilçeye değil, Samsun’a ve Karadeniz Bölgesi’ne hizmet edecek.

Üniversite yönetmek, belediye hizmetlerini ilçelere dağıtmak değildir.

ÜNİVERSİTE KULİSLE ÖLÇÜLMEZ

Samsun Üniversitesi sekiz yılda Tıp Fakültesini, Millî Teknoloji Atölyesini ve Uçuş Akademisini hayata geçirdi; yeni fakülteler, laboratuvarlar ve atölyeler kurdu. Şehrin belediyeleri, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, sanayi kuruluşları ve kamu kurumlarıyla ortak projeler geliştirdi.

YÖK göstergelerinde bağış miktarı bakımından Türkiye’nin ilk 20 üniversitesi arasına girdi. Web of Science indeksli yayınlarda ulusal iş birliği oranında yüksek performans gösterdi.

Buna rağmen üniversite, akademik göstergeler yerine “kulis”, “hemşehrilik”, “veda turları” ve “koltuk” kelimeleri üzerinden tartışılıyor. Üstelik sekiz yıllık yönetimin “başarısızlığı”, görev süresi sona ererken keşfediliyor.

Üniversiteler kulislerle değil; bilimsel yayın, öğrenci başarısı, istihdam, kalite, iş birliği ve şehre katkıyla değerlendirilir.

Elbette yeni yönetimler gelecek, yeni hedefler koyacak ve eksikleri tamamlayacaktır. Ancak yeni bir dönemin başlaması, önceki dönemi değersizleştirmeyi gerektirmez.

Makamlar gelip geçer. Koltuklar kimseye kalmaz.

Ama yapılan iş kalır.

Laboratuvarlarda çalışan öğrenciler, dönüştürülen fakülteler, pistten havalanan uçaklar, sanayide çalışan mezunlar ve TEKNOFEST’te yarışan gençler kalır.

Çünkü kurumların hafızası günlük polemiklerden uzundur.

Sekiz yılın sonunda geride bırakılan bir “enkaz” değil, üzerine yenilerinin inşa edilebileceği sağlam bir kurumsal temeldir.

Bunun aksini söylemek için önce rakamları, eserleri ve gerçeği görmezden gelmek gerekir.